Abdullah Bin Kürz El-leysi

İslâm tarihinde bu isim ve künyeye yakın iki tane sahabe vardır. Birisi Abdullah bin Kürz, diğeri ise, Abdullah bin Küreyz’dir. Bizim burda anlatacağımız Abdullah bin Kürz el-Leysi’dir. Bu, Sahâbe Asr-ı Sâadet’in ünlü şairlerindendir. Hayatı hakkında pek fazla bir bilgi yoktur.

Abdullah Bin Kürz El-leysi

Abdullah Bin Kürz El-leysi
عَــبْـدُاللهُ بْــنُ كُــرْزَالـلَـيْـثِـي


 Baba Adı    :    Kürz el-Leysi.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Kürz el Leysi
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.

Abdullah Bin Kürz El-leysi Hayatı

İslâm tarihinde bu isim ve künyeye yakın iki tane sahabe vardır. Birisi Abdullah bin Kürz, diğeri ise, Abdullah bin Küreyz’dir. Bizim burda anlatacağımız Abdullah bin Kürz el-Leysi’dir. Bu, Sahâbe Asr-ı Sâadet’in ünlü şairlerindendir. Hayatı hakkında pek fazla bir bilgi yoktur. Onun hakkında Hz.Âişe (r.a)’nın rivayet ettiği şu olaydan anlaşılmaktadır.

“-Abdullah bin Kürz, bir gün geldi. Resûlullâh (s.a.v)’in huzurunda durdu. Halk’da toplanmıştı. Yazdığı bu şiiri okudu:

“-Ben, âilem ve yaptığım ameller, üç kardeşi olub da onları çağıra-rak şöyle konuşan kimse gibiyiz!

      “-Başıma gelenler için bana yardım edin. Uzun ve güvenilmez ayrılık. Bu tehlikeler için bana ne gibi yardımınız olur?”

Onlardan biri şöyle der:

      “-Ben senin arkadaşınım, ayrılmadığın sürece sana istediğin şekilde itaat ederim. Ayrılırsan dostluğumuz biter. Çünkü ben, sen sağ olduğun müddetçe senin dostunum. Benden alacağını şimdi al. Çünkü, beni, sen tehlikelere sürüklüyorsun. Bırakmak istersin beni, ama bırakma, beni harca. Ölüm gelmeden halini düzelt!”

Bir diğeri de şöyle der:

      “-Ben hakikaten Seni çok sever, bir çok şeye seni tercih ederdim. Dünyada bütün varlığımla sana faydalı olabilirim. Ama felaketler gelirse senin için ölemem. Yalnız senin için ağlar feryat ederim. Bana soranlara seni methederim. Herkesle birlikte cenazene katılırım. Herkes gibi cenaz- eni merhametle son durağın olan mezara kadar taşırım. Sonrada kendi işime dönerim. Sanki aramızda hiçbir dostluk yokmuş ve bir defa olsun birbirimize bir iyilikte bulunmamışız gibi. İşte bu kişinin ailesi, işte serveti Hiçbir faydaları yoktur. Zaten isteseler de bir şey yapamazlar!”

Üçüncüsü de şöyle der:

      “-Ben, senin kardeşi’nim. Kardeşlerinden tehlike anlarında benim gibisini görmemişsindir. Kabir’de beni karşında bulacaksın, senin bulun-duğun kefeye oturacağım. Beni unutma. Kıymetimi bil. Çünkü ben, sana karşı şefkatli, samimiyim, seni yalnız bırakacak değilim! İşte bu da, eğer yaptıysan kıyamet günü karışılacağın güzel amellerdir!”

Bu şiir üzerine Resulullah (s.a.v) ve orda bulunan bütün Müslüman-lar ağladılar. Daha sonraları ise Abdullah bin Kürz’ün geçtiğini gören her topluluk onu davet eder, kendisine bu şiiri okuturlar ve okuduğu zaman da ağlarlardı” 1

Onun adı, Firyâbi’nin Kitabu’l-Künâ’sinda naklettiği Hz.Âişe (r.a)’-nın hadisinde geçer. İbn-i Ebû Âsım da onu, el-Vuhdân adlı kitabında, İbn-i Şahin ve İbn-i Mende de es-Sahâbe’de, Ebi’d-Dünya el-Kefâle’de, Râmehurmuzi de el-Emsâl’de anmıştır. Hepsi Muhammed bin Abdulaziz ez-Zühri tarikiyle İbn-i Şihâb, Urve, Âişe’den rivayet ettiler, dedi ki:

“-Resûlullâh (s.a.v), Ashâbına şöyle dedi:

“-Sizden biriniz, malı, ameli ve ehliyle birlikte üç kardeşi bulunan adam gibidir. Ölüm döşeğine düştüğü zaman kardeşi (mesabesinde olan) malına şöyle der:

      “-İşte, başıma geleni görüyorsun? Yanında bana yarayacak bir şey var mıdır?”

      “-Yanımda sana yarayacak hiçbir şey yoktur, sen yaşadığın müddetçe ancak sana yararlı olabilirim, sen benden ayrılır ayrılmaz senden başkası-nın olacağım!”diye cevab verir.

Sonra Resûlullâh (s.a.v), dönüb şöyle dedi:

      “-Bunu nasıl bir kardeş olarak görüyorsunuz?”

Cevab verdiler:

      “-Faydası olmayan bir kardeş olarak görüyoruz!”

Sonra yine kardeşe benzetilen ehline döndü ve aynısını andı, şöyle cevab verdi:

      “-Ben kalkar seni tedavi ettirmeye çalışırım, öldüğün zaman seni yıkar kefenlerim, seni götürür defnederim. Sonra dönerim, seni soranlara durumunu bildiririm!”

Dedi ki:

      “-Yâ bu nasıl bir kardeştir?”

Cevab verdiler:

Onda da bir fayda mülâhaza etmiyoruz!”

Sonra kardeşe benzetilen ameline, aynısını sordu, o da şöyle cevab verdi:

      “-Ben seninle kabre giderim, seninle kalırım, yalnızlığını gidermek için sana arkadaş olurum, kefeninin içinde oturur, senden hiç ayrılmam!”

      “-Ya bu nasıl kardeştir?”diye sorunca, şu cevabı verdiler:

      “-Bu çok hayırlı ve yararlı bir kardeştir!”

Bunun üzerine Abdullah bin Kürz el-Leysi ayağa kalkıb şöyle dedi:

      “-Yâ Resûlullâh, bu hususta bana bir şiir söylememe müsade eder-misiniz?”

      “-Evet!”buyurdular.

Bunun üzerine o gece adam yattı, sabahleyin gelib Resûlullâh’ın yanında durub şöyle dedi:

“-Ben, malım ve önceden işleyüb gönderdiğim amelim, sohbetinde üç kardeş bulunan ve onlara şöyle diyen bir çoban gibiyiz:

      “-Haydi ne duruyorsunuz, başıma gelen şeye karşı bana yardım edin!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’ın huzurunda bunu duyub da ağlamayan kimse kalmadı. 2

Abdullah bin Kürz (r.a)’ın hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamakla beraber, onun âile bireyleri, varsa rivayet etmiş olduğu hadisler hakkında, ve geri kalan hayatı ile ilgili nerde ve ne zaman hangi tarihte vefat ettiğine dair elimizde bundan fazla hiçbir bilgi yoktur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.

1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-1872 
2- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-255-No-4916