Abdullah Bin Hişam

Abdullah bin Hişâm (r.a)’ın ve babasının Resûlullâh (s.a.v) ile görü-şüb sohbetleri vardır. Ondan torunu Ebû Ukayl Zühre bin Ma’bed rivâyet etmiştir

Abdullah Bin Hişam

Abdullah Bin Hişâm
عَــبْــدُ الله ُبْــنُ هِــشَــا م


 Baba Adı    :    Hişâm bin Zühre bin Osman.
 Anne Adı    :    Zeyneb bint-i Humeyd, bin Züheyr, bin el-Hâris, İbn-i Esed, bin Abdüluzza, bin Kusayy.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Hicri 4. yılda Medine de doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Muhacir çocuğudur.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değil.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Hişâm bin Zühre bin Osman bin Amr bin Kâ’b bin Sa’d bin Teym bin Mürre el-Kureyşi et-Teymi
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.
 

Abdullah Bin Hişâm Hayatı

Abdullah bin Hişâm (r.a)’ın ve babasının Resûlullâh (s.a.v) ile görü-şüb sohbetleri vardır. Ondan torunu Ebû Ukayl Zühre bin Ma’bed rivâyet etmiştir. Beğavi, Medine’ye yerleştiğini. İbn-i Mende de: Hicri 4. yılda doğdu demiştir. Zehebi, et-Tecrid adlı kütabında anlattığına göre Buhâri, onun el-Udhiye hakkındaki hadisini tahric etti, ancak ben o hadisi orada görmedim. Buhâri onun hadisini, ancak Kitâbu’ş-Şerike’de Ebû Ukayl tarikiyle dedesi Abdullah bin Hişam’dan tahric etti.

Resûlullâh (s.a.v)’e yetişmiş, Annesi Zeyneb bint-i Humeyd, onu, Resûlullâh (s.a.v)’e götürmüştür. Ve annesi ona şöyle demiştir:

      “-Yâ Resûlallâh! Onun biatını kabul et!”

Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

      “-Henüz küçüktür!”bundan sonra başını sıvazlayıb ona dua etti.

Onun yanındaki haber, bundan ibarettir. Ayrıca Ebû Dâvûd, bunu başka bir varyanıttan Zühre’den kısaca tahric etti.

İsmaili onu, tam olarak tahric etti ve şunu da ekledi:

      “-Bütün âilesi nâmına bir koyun kurban ederdi!”

Zehebi’nin “el-Udhiyye” sözündeki kasdı budur. Oysa imam Buhâri onu, Kitâbu’l-Udhiye’de tahric etti, demek istememiştir. El-Ahkâm ve ed-Deâvât’ta Ebû Ukayl’dan tahric etti:

Dedesi Abdullah bin Hişam ile çarşıya çıkardı, buğday satın alırdı; kendisine İbn-i Ömer ile İbn-i Zübeyr rastlardı ve şöyle derlerdi:

      “-Bizi de ortak et, çünkü Resûlullâh saha bereketle dua etti!”

Ömer’in menâkıbında, isti’zan ve sür’at hakkında, Ebû Ukayl, dedisinden tahric ederek dedi ki:

      “-Resûlullâh’la birlikteydik Ömer İbn-i Hattab’ın elinden tutmuştu!”

Birinci hadisi Ebû Dâvûd tahric etti. Kütübu’s-Sitte’deki bütün hadisi bundan ibarettir. Belâzûri, onun Muâviye bin Ebû Süfyan’ın hük- ümdarlık devrine kadar yaşadığını iler sürdü.

Ebû el-Kasım ve Beğavi, Asbağ tarikiyle İbn-i Vehb’den, Buhâri’nin eş-Şerike’de tahric ettiği hadisinin senediyle, sahabeden rivayet ettiği başka bir hadisini tahric etti; metni şöyle:

“-Resûlullâh (s.a.v)’ın Ashâbı ay veya yıl girdiğinde, şu duayı, tıbkı Kûr’an’ı öğrendikleri gibi öğrenirlerdi:

      “-Allâh’ım, onu bize emnü emân, selâmet ve İslâm’la idhal et, Şeytandan kurtuluşa; Rahman’ın rızâsına nail olmaya vesile kıl!”

Bu, Sahih’in şatıyla mevkuftur. 1

Zühre İbn-i Ma’bed’den, o da dedesi Abdullah İbn-i Hişâm’dan nakl etmiştir.

“-Abdullah İbn-i Hişâm Resûlullâh (s.a.v)’ın dönemine yetişmişti, Annesi Zeyneb bint-i Humeyd (r.a), onu alıp Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına götürdü ve:

      “-Ey Allâh’ın Resûlü! Bundan bey’at al!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v) de:

      “-Bu daha küçük!”dedi ve onun başını okşayıp dua etti.

Zühre İbn-i Ma’bed’den rivâyet edilmiştir: Dedesi Abdullah İbn-i Hişâm onu çarşıya götürür ve yiyecek satın alırdı. Abdullah İbn-i Ömer ve Abdullah İbn-i Zübeyr (r.a) onu gördükleri zaman:

      “-Bu yiyeceğe bizi de ortak kıl. Çünkü Resûlullâh (s.a.v) senin için bereket duası etti!”derlerdi, o da onları ortak ederdi. Bazen bir deve yükü kâr ettiği olurdu ve onu eve yollardı. 2

Belâzuri, Abdullah İbn-i Hişâm’ın Muâviye bin Ebû Süfyân dönem-ine kadar yaşadığını ileri sürdü.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.

1- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-277-278-No-5010 
2- Muhtasar Fethü’l-Bâri-Şirket-13-2501-2502