Abdullah Bin Hanzele

Abdullah bin Hanzale (r.a), Uhud şehidlerin’den (Ğasilü’l-Melâike) Meleklerin yıkadığı Hanzale bin Ebû Amir’in oğludur. Annesi ise: Meşhur baş münafık Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selül’ün kızı Cemile hatun dur.

Abdullah Bin Hanzele

Abdullah Bin Hanzele
عَـبْــدُالله ُبْــنُ حَــنْــظَــلَـة


 Baba Adı    :    Hanzele bin Ebû Âmir, (Ğasilü’l-Melaike).
 Anne Adı    :    Cemile bint-i Abdullah bin Übey bin Selül.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Hicri 4. Miladi 625.yılda Medine’de doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 63. Miladi 683. yıl “Yevm’ü Harre” Vak’ası’nda Medine de şehid oldu. Kabri Cennetü’l-Baki de dir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    1-Esma bint-i Ebu Sayfi 2-Selma bint-i Enes 3-Ümmü Külsüm bint-i Vahvah 4-Ümmü Süveyd bint-i Halife 5-Fatıma bint-i el-Hakem.
 Oğulları    :    Abdurrahman, Amr, Enes, Hanzale, Âsım, el-Hür el-Hakem, Süleyman, Emetullah, Muhammed, Süveyd, Ma’mer, Abdullah.
 Kızları    :    Fatıma, Ümmü Seleme, Ümmü, Habib, Ümmü Külsüm, Kuraybe, Ümmü Abdullah .
 Gavzeler    :    Harre Vak’ası.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensâr çocuğu dur.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    O devirde henüz çocuk yaşta idi.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Hanzele bin Ebû Âmir bin Sayfi bin Malik bin Ümeyye bin Debia bin Zeyd bin Avf bin Amr bin Avf bin Malik bin Evs bin Harise el-Ensâri Evsi Beni Amr bin Avf dır.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Abdurrahman, Ebû Bekr
 Kimlerle Akraba idi    :    Uhud şehidi “Ğasilü-l-Melâike” Hanzele bin Ebû Âmir’ın oğlu dur.
HAYATI

Abdullah bin Hanzale (r.a), Uhud şehidlerin’den (Ğasilü’l-Melâike) Meleklerin yıkadığı Hanzale bin Ebû Amir’in oğludur. Annesi ise: Meşhur baş münafık Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selül’ün kızı Cemile hatun dur. Babası Hanzale bin Ebû Amir, çok mükemmel bir Müslüman idi. İslâm’ın ilk sınavı olan Bedir Savaşı’na iştirak ettiği zaman henüz bekâr dı. Bedir Savaşı’ndan sonra evlilik hazırlıklarına başladı.

Abdullah İbn-i Ubeyy, İbn-i Selül’ün kızı Cemile ile nikahlanmış bulunuyordu. Cumayı Cumartesi’ye bağlayan gece zifaf olacaklar sabah-leyinde Uhud’da savaşılacaktı. Hanzele (r.a) geceyi Medine’de âilesinin yanında geçirmek için Resûlullâh (s.a.v)’den müsaade istedi. Kendisine müsaade edildi.

Cumartesi günü sabahleyin Uhude yetişmek için aceleyle güsl edip yıkanmaya fırsat bulamadan Uhud’un yolunu tutub çıkacağı sırada hanımı Cemile, kavminden dört kişi çağırdı. Hanzale ile o gece zifâf olduklarını söyleyib doğacak çocuğun da Hanzaleye ait olacağını onları şahid tuttu.

Şahidler:

      “-Buna neden lüzüm gördün?”dediler.

Cemile Hatun da:

      “-Rüyamda semanın açıldığını ve Hanzale’nin içeri girdiğini sonra sema’nın kapandığını gördüm!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v), Uhud da safları düzeltirken Hanzale Uhud’a gelib orduya Mücahidler arasına katıldı. 1

Hanzale (r.a), Uhud’da şehid olduğunda onu melekler yıkamışlardı. İşte Abdullah bin Hanzale böyle bir anne ve babanın çocuğudur. Takriben Hicretin 4. Miladi 625.yılda Medine’de doğdu. Abdullah bin Hanzale’nın nesebi: Abdullah bin Hanzala, bin Ebi Amir, bin Sayfi, bin Ümeyye, bin Debla, bin Zeyd, bin Avf, bin Amr, İbni Malik, bin Evs, bin Harise, el-Ensariy el-Evsi, Beni Amr, bin Avf’ dır. Künyesi Ebû Abdurrahman’dır. Bazı eserlerde künyesinin Ebû Bekr olduğu da zikredilmektedir.

Abdullah bin Hanzale, Resûlullâh (s.a.v)’in irtihali sırasında yedi sekiz yaşlarında bir çocuk idi. Buna rağmen sahabeden sayılmıştır. Ondan bir çok hadis-i şerif nakledilmiştir. İleri yaşlara gelene kadar hiçbir siyasi olaylara karışmamıştır.

Hz.Ömer zamanında, Medine halkına yıllık maaş veya mal taksim edilirken halife Hz.Ömer (r.a), ona iki bin dirhem verdi. Daha sonra oraya gelen Talha bin Ubeydullah (r.a), yeğenine yapılan tahsisatın az olduğu kanaatine vararak halife Hz.Ömer’e:

      “-Yâ Emire’l-Mümin’in, bu Ensâriyi kendi yeğenimden daha üstün tuttun!”diye itiraz etti.

Buna kızan Hz.Ömer, Talha bin Ubeydullah (r.a)’e hitaben:

      “-Evet, öyle yaptım! Çünkü ben, onun babasını Uhud’da kılıcını çekmiş, düşmanla savaşırken gördüm!”diye cevab vermişti.

Bu olay, Abdullah bin Hanzale (r.a)’ın halifeler indindeki mevkiini açıkça göstermektedir.

Yine, Hz.Osman veya Hz.Ömer devirlerinde, Abdullah bin Hanzale, Ensâr’ın meşhurlarından Sa’d bin Ubade (r.a)’ın oğlunun evine birkaç arkadaşı ile birlikte gitmişti. Namaz vakti gelince, misafirler ev sahibine cemaate imam olmasını teklif ettiler. O da, bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Abdullah bin Hanzale; Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bir kimsenin kendi yatağında yatması, hayvanına binmesi ve evinde imamlık etmesi evlâdır!”buyurdular, dedi.

Bu rivâyet’den sonra Kays bin Sa’d’ın azatlı kölesi imamlık yaparak namazlarını eda ettiler.

Abdullah bin Hanzale, siyaset sahnesine Hicretin 62. Miladi 682. yılda çıktı. Medine’lilerle, Emeviler arasında uzlaşma temin etmek için Medine valisi olan Osman bin Muhammed tarafından Şam’a gönderilen seçkin murahhas heyete dahil edildi. Hükümdar Yezid bin Muâviye’nin huzuruna çıktı. Yezid, gelen heyeti gayet iyi karşıladı. Onlara izzet ve ikrâmlarda bulundu. Yezid heyet üyelerini çok iyi karşıladıysa da heyettekiler Şam’-dan ayrılarak Medine’ye geri geldikten sonra;

Yezid bin Muâviye’nin âleyhinde bulunmaya başladılar. Halifenin zevkine düşkünlüğünden şarab içtiğini, namaz kılmadığını ve günlerini işretle geçirdiğini ileri sürerek cahilliğinden bahsedib onun halifeliğe hiç layık olmadığını söylediler. Ve halifeyi fasık olarak ilan ettiler. Abdullah bin Hanzale, Yezid bin Muâviye’nin âleyhinde daha da ileri giderek onun şeytan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Medine halkının büyük çoğun-luğu Yezid bin Muâviye’yi halife olarak tanımadıklarını açıkça ilan edib Abdullah bin Hanzale’ye biad ettiler.

Medine’de başlayan bu hareketin, o sırada Mekke’de bulunan ve daha sonra Hicaz halkının kendisine halife olarak biat edeceği Abdullah bin Zübeyr ile bağlantılı olduğu ileri sürülmektedir.

Medine şehrinde Emeviler âleyhine öyle bir hava meydana getirdiler ki, netice de Emeviler, hakaretler altında şehirden dışarıya kovuldular. Yerine Abdullah bin Hanzale iktidar mevkiine geçti. Bu hareketin başla-ması üzerine Emevi hükümdarı Yezid bin Muâviye, önce tehdidkâr bir mektub, sonra da Nu’mân bin Beşir el-Ensâr’i yi Medine’ye göndererek halkı itaate çağırdı. Fakat sonuç alamadı.

Bu sıralar da halkın valiyi ve Emevi sülalesi mensublarını kuşatma altına alması üzerine Medine’ye büyük bir ordu hazırlayıb göndermek zorunda kaldı. Ordunun kumandanlığına da, hayli yaşlı ve hasta olmasına rağmen son derece haşin bir kimse olan Müslim bin Ukbe’yi getirdi. Bu adam Medine’den çıkarılan Emeviler den di.

Üzerlerine ordu gönderildiğini öğrenen Abdullah bin Hanzale ve taraftarları Medine valisini ve Emevi sülalesini Medine’den çıkararak hendekler kazdılar ve savaşa hazırlandılar. Müslim bin Ukbe şehirden çıkarılanlardan da geniş bilgi alarak Medine’nin doğu tarafında Harre denilen lav ile örtülü bir arazide mevzilendi. Medine halkına teslim olma-ları için üç gün mühlet vererek halkı itaate ve Mekke’deki Abdullah bin Zübeyr’e karşı ortak haraket etmeye çağırdı.

Fakat Medineliler bunu şiddetle reddettiler. Üç günlük süre sonunda başlayan muharebe gerçekten çok şiddetli ve kanlı oldu. Abdullah bin Hanzale ve onun taraftarları büyük bir hezimete uğradılar. Abdullah bin Hanzale (r.a), yanında küçük bir ğrubla son ana kadar cesaretle çarpıştılar, ve savaş meydanında kahramanca savunma yaptılar.

Medine’li Ensâr’ın emiri olan, Abdullah bin Hanzale (r.a), Hicri 63. yılın Zilhicce ayında, Miladi 683 yılının Ağustos ayında, öğlen namazı kılındıktan sonra iki Suriye’li asker tarafından sıkıştırıldı.

Gerek Medine şehrinin müdafaasında ve gerekse iki askere karşı onların elinde can verene kadar pek çok yiğitlikler göstererek kahramanca çarpıştı. Nihayet, iki kişiye karşı başa çıkamayıb şehid oldu.

Abdullah bin Hanzale şehid olduktan sonra, iki Suriye’li asker onun başını keserek Yezid’in ordu kumandanı Müslim bin Ukbe’ye getirdiler. O da askerlere mükafat vererek onları sevindirdi.

Müslim bin Ukbe, Harre Savaşı’ndan sonra Medine şehrine girdi. Muhalif olarak bildiği ve tanıdığı kim varsa hepsini kılıçtan geçirdi. Bu arada, Resûlullâh (s.a.v)’den sonra ömrünün son günlerini yaşayan üç yüz den fazla sahabe-i kiram şehâdet mertebesine erişti. Ayrıca binlerce tabiin bu arada kılıçtan geçirildi. Medine’deki bu acıklı ve hazin olaya “Yevmü Harre” adı verildi; ki, her hatırlanışta utanç duyduğumuz bu tablo dan dolayı, Yezid bin Muâviye’ye biraz daha beddua edilmektedir.

Kaderi İlahinin ne ğarib bir tecellisi’ki, babası Hanzale bin Ebû Amr, Uhud Savaşı’nda o gün Mekke müşriklerinin komutanı olan Ebû Süfyan Sahr bin Harb’i tam öldürmek isterken onun taraftarları tarafından şehid edildi. Oğlu Abdullah bin Hanzale’de yıllar sonra, Ebû Süfyan’ın torunu Yezid’in saltanat davasında Yezid bin Muâviye taraftarlarınca hunharca vahşice şehid edildi.

Abdullah bin Hanzale (r.a), çokça oruç tutan, gecelerini ibadetle geçiren, Kûr’ân tilâvetinden hemen etkilenen âbid, zâhid, Ensâr arasında yüksek mevkii sahibi idi. Rivâyet ettiği hadisler Ebû Dâvud, Tirmizi ve Dârimi’nin Sünen’leri ile Ahmed bin Hanbel’in Müsnedin de yer almıştır. Ayrıca Hz.Ömer, Abdullah bin Selâm ve Kâ’b el-Ahbar’dan rivayette bulunmuş, kendisinden’de Abdullah bin Yezid el-Hatmi, İbn-i Ebû Müleyke, Esmâ bint-i Zeyd bin Hattab hadis rivâyet etmişlerdir. 2

Abdullah bin Hanzale’nin ailesi ve çocukları hakkında bir kayıt yoktur. Hicretin 63. Miladi 683 yıllarında “Yevmü Harre” Vak’ası’nda Medine’de şehid edilmiştir Kabri, Medine’de Cennetü’l-Baki’deki Harre Vak’ası şehidlerinin bulunduğu toplu mezarların olduğu yerdedir.

İbn-i Sa’d der ki:

      “-Abdullah bin Hanzale Uhud Savaşı’ndan yedi ay sonra, Rebiül-evvel veya Rebiülâhir ayında doğmuştur!”Medineliler anlattılar:

“-Mescidin dışında Abdullah bin Hanzale Şeytan ile karşılaştı ona:

      “-Ey Hanzale oğlu beni tanıyor musun?”diye sorunca şöyle dedi:

      “-Allâh’ı zikrederek çıktım, seni gördüğüm zaman, dilini sarkıtıb soluyordun. Sana baka kaldım, böylece sen beni Allâh’ı zikretmekten alıkoydun!”

Halife bin Hayyat der ki:

“-Bize Vehb bin Cerir, Cüveyre bin Esmâ, anlattı: Medine ehlinden olan şeyhlerimizden duyduk: Yezid bin Muâviye’ye gelenler arasında Abdullah bin Hanzale de vardı, berberinde sekiz oğlu bulunmaktaydı. Kendisine 100.000 (dinar veya dirhem) verdi, oğullarının her birine de on bin dirhem verdi. Medine’ye geldiğinde halk başına üşüşüp sordu:

      “-Ne var ne yok?”

Abdullah (r.a) cevab verdi:

      “-Öyle bir adamın yanından size geldim ki, bu oğullarımdan başka hiç kimseyi bulamazsam dahi, onları yanıma alıp ona karşı savaşırım!”

Bunun üzerine Medineli’ler kalabalık bir halde yola çıktılar.

Abdullah bin Zeyd’e Harre Savaşı’nda:

      “-İşte insanların biatını kabul eden Abdullah bin Hanzale!”denildi.

      “-Ne üzerine biat ediyorlar?”diye sorulunca:

      “-Ölüm üzerine!”dediler, şöyle dedi:

      “-Kimseye ölüm üzerine biat etmem!” 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.

1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-10-109 
2- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-1-104-105 
3- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-161-162-No-4640