Abdullah Bin Ced

Abdullah bin Ced’in doğum ve vefat tarihi bilinmemekte dir. Neseb olarak beni Selimelerden olup, Muaz bin Cebel’inde anne bir kardeşidir. sağlam imanlı bir Müslümandı. Bedir Savaşı’na katılmıştı. Babası müna-fıklardan Ced bin Kays dır. Annesi; Hind bint-i Sehl’dir.

Abdullah Bin Ced

Abdullah Bin Ced
عــبْـدُ اللهُ بْــنُ اْلجًــد


 Baba Adı    :    Ced bin kays.
 Anne Adı    :    Hind bint-i Sehl dır.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok. Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bedir, ve Tebük, fazla bilgi yoktur.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Ced bin Kays bin Sahr bin Hansa bin Sinan bin Ubeyd bin Adiy bin Ğanm bin Kâ’b bin Selimetü’l-Ensari es-Sülemi Beni Selemelerden dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok
 Kimlerle Akraba idi    :    Muaz bin Cebel’in ana bir kardeşi, Ced bin Kays’ında oğludur.
HAYATI

Abdullah bin Ced’in doğum ve vefat tarihi bilinmemekte dir. Neseb olarak beni Selimelerden olup, Muaz bin Cebel’inde anne bir kardeşidir. sağlam imanlı bir Müslümandı. Bedir Savaşı’na katılmıştı. Babası müna-fıklardan Ced bin Kays dır. Annesi; Hind bint-i Sehl’dir. Babası Ced bin Kays, cahiliye devrinde Beni Selime Kabilesi’nin reisi iken, Resûlullâh’ın Medine’ye, hicret edib gelmesiyle sona ermiştir. Bundan dolayı da hep Resûlullâh’a ve ashâbı’na kin ve hased besleyib düşmanlık etmiştir. Cedd bin Kays, birçok ğazveye katılmakla birlikte münafıklardan kabul edilirdi. Hudeybiye sulhunda Bey’atü’r-Rıdvan’a iştirak etmemiştir.

Ebû’z-Zübeyr anlatıyor: Câbir bin Abdullah’a:

      “-Hudeybiye’de kaç kişi idiniz?”diye soruldu.

      “-Bin dört yüz kişi idik, hepimiz biat ettik. Ömer de Semüre ağacının altında elinden tutarak Resûlullâh (s.a.v)’e biat etti. Cedd bin Kays el-Ensâri hariç hepimiz biat ettik, o ise devesinin karnı altında gizlenmişti!” 1

Tebük Seferi’ne çıkılırken münafıklardan bir cemaat birbirlerine:

      “-Şu sıcakta cihada çıkmayınız!”dediler.

Hiçbir özürleri olmadığı halde Tebük Seferi’ne katılmamak için Resûlullâh (s.a.v)’den izin istediler. Münafıklardan bazıları ise ğanimet alabilmek maksadıyla Tebük ordusuna katıldılar. Fakat gittikleri yerlerde münafıklıktan geri durmadılar. İçlerinde beni Ğifarlardan Hufaf bin İma, bin Rahba, gibi bazı kişilerin de bulunduğu bazı bedevi Arablardan da seksen iki kişi bu sefere çıkmamamak için özür dileyib izin istediler Resûlullâh (s.a.v), seksenden fazla münafıka izin verdi.

Resûlullâh (s.a.v), sefer hazırlığıyla uğraştığı günlerden birinde beni Selimelerden Abdullah bin Ced’in babası Ced bin Kays a:

      “-Ey Ced bu yıl Beni Asfarlarla savaşmaya bizimle sende gelsen olmaz mı?”diye sordu.

Ced bin Kays:

      “-Yâ Resûlallâh! Bana, izin ver de beni fitneye düşürme günaha sokma! Vallâhi, kavmım benim kadar kadınlardan hoşlanır, kadınlara benim kadar düşkün, bir adam bulunmadığını bilir. Ben, Beni Asfarların (Rumların) kadınlarını görürsem dayanamayacağımdan günaha girece-ğimden korkarım!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Belki de, Beni Asfarların kızlarından birini, bineğinin arkasına terkine alabilirsin?!”buyurdu.

Resûlullâh (s.a.v), Ced’in davetinden yüz çevirdiğini görünce:

      “-Sana izin vedim. Yerinde kal!”buyurdular.

Ced’in oğlu Abdullah babasının yanına varıb ona:

      “-Sen, Resûlullâh (s.a.v)’in sözünü niçin red ettin?! Vallâhi, Beni Selimeler içinde savaşa gidecek, veya gideceklere binit sağlayacak senden daha zengin kimse yoktur!”dedi.

Ced bin Kays:

      “-Ey oğulcuğum! Şu sıcak esen yellerde, sıcaklarda, zorluklar ve güçlükler içinde, Beni Asfarların üzerine yürümek benim neme gerek? Vallâhi, ben, Beni Asfarların korkusundan emin de bulunmuyorumdur. Ben evimde oturacağım sen git te onlarla savaş! Vallâhi oğulcuğum! Ben zamanın başa ne felâketler getireceğini bilirim!”dedi ve oğluna ağıza alın-mayacak kadar çok ağır laflar söyledi.

Bunun üzerine oğlu Abdullah:

      “-Hayır! Vallâhi, senin bu tutum ve davranışın münafıklıktan başka bir şey değildir. Vallâhi senin hakkında Resûlullâh’a Kûr’ân ayetleri ine-cek ve o da onu okuyacaktır!”dedi.

Ced bin Kays, kızdı ayakkabısını kaldırıp oğlu Abdullah ın yüzüne çarptı. Abdullah ona hiçbir şey söylemeden geri döndü. Ced bin Kays’da yerinden sıçrayıb kalktı kavminin yanına vardı. Cebbar bin Sahr ile beni Selimelerden bazı kişilere:

      “-Ey Selime oğulları! Şu sıcakta sakın gazaya çıkmayınız!”dedi.

Ced bin Kays ve sair münafıklar hakkında inen âyetlerde Allâh, şöyle buyurdu:

      “-Onlardan kimi de bana izin verde beni fitneye düşürme diyor haberin olsun ki, onlar zaten Cehennem çukuruna düşmüşlerdir. Cehennem’se kâfirleri her halde ve her halde çepeçevre kuşatıcıdır!”

Allâh’ın Resûlüne muhalefet için ğazadan geri kalan münafıklar yurdlarından çıkmayıb oturmalarıyla ferahlandılar. Allâh yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar ve:

      “-Bu sıcakta gazaya çıkmayınız!” dediler.

Deki:

      “-Cehennem ateşi daha sıcak! Anlayabilselerdi! Artık onlar, kazandıkları günahın cezası olarak az gülsünler çok ağlasınlar” 2

Ced bin Kays hakkında âyetler inince oğlu Abdullah onun yanına tekrar varıb:

      “-Senin hakkında Resûlullâh (s.a.v)’a Kûr’ân âyetleri inecek, O da, Müslümanlara okuyacaktır!”diye sana söylememişmiydim? işte dediğim aynen çıktı!” dedi.

Cedd bin Kays:

      “-Sus ey alçak! Vallâhi ben hiçbir zaman yararlandırıcı olarak seni yararlandırmıyacağım! Vallâhi, sen, bana, Muhammed’den daha katı bir düşmansın!”dedi. 3

Babası Ced bin Kays’ın Hz.Osman devrine kadar yaşadığı, ve, sonra-dan tevbe edib samimi bir Müslüman olduğuna dair rivayetler de vardır. Doğrusunu Allâh bilir.

Abdulah bin Ced, Resûlullâh (s.a.v) ile bir çok seferlere katılmıştır. Daha sonraki hayatı, âile biryeleri, ve rivayet ettiği hadis hakkında eli-mizde hiçbir bilgi yoktur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.

1- Müslim-İmâret-18-67-69-Tirmizi-Siyer-34-1591-Nesâi-Biat-7 
2- Tevbe-49 
3- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-16-165