Abdullah Bin Busr El-mazini

Ashab-ı Kirâm’dan, iki tane Abdullah bin Busr, vardır. Bunlardan, Abdullah bin Busr’el-Nasri, onunda Ensar’dan olduğu söylenir. Bizim burada anlatacağımız ise:Abdullah bin Busr el-Mazini, veya Müzeni’dir.

Abdullah Bin Busr El-mazini

Abdullah Bin Busr El-mazini
عَــبْـدُ اللهُ بْــنُ بُـسْـرَ الـمَـا ز ِنـِي


 Baba Adı    :    Busr el-Mazini.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 614. yıl Medine.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 88. Miladi 707. yılda Humus’da, veya Şam’da vefat etmiştir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Busr el-Müzeni Ebû Busr el-Humsi el-Ensâri dir. Veya bin Mansur bin İkrime dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Eba Büsr-Eba Safvan.
 Kimlerle Akraba idi    :    Atiyye ve es-Sammâ bin Büsr’ün kardeşidir.
HAYATI

Ashab-ı Kirâm’dan, iki tane Abdullah bin Busr, vardır. Bunlardan, Abdullah bin Busr’el-Nasri, onunda Ensar’dan olduğu söylenir. Bizim burada anlatacağımız ise:Abdullah bin Busr el-Mazini, veya Müzeni’dir. Bu zat Ensâr’ın en gençlerinden olan Abdullah bin Busr (r.a)’dır. Takriben Miladi 614 yılında Medine’de doğmuştur. Abdullah bin Busr’un babası’da Ensâr’dan dır. Neseb silsilesi hakkında geniş bir kayıt yoktur.

İbn-i Hacer, el-İsabe adlı eserin de nesebinden bahs ederken:

Abdullah bin Busr, el-Mazini, Ebû Busr el-Humusi, demektedir. Buhâri der ki:Ebû Safvan es-Selemi, el-Mazini, Beni Süleym’in kardeşi Mazin bin Manzûr’un neslindendir. Kimine göre, Ensâr’ın Mazin’inden-dir. Bu İbn-i Hibbân’ın görüşüdür. Bu görüş İbn-i Mende’nin davranışının bir gereğidir. Çünkü onun hakkında şöyle demiştir:

”-Ss-Sülemi!”dedikten sonra, Mazen bin Manzur’dan deyip beni Selime’den olduğunu da kayd etmektedir.

İbn-i Esir ise bunu ayıpladı, ne kastettiği anlaşılmadı; hatta bir şahsın, hem Beni Süleym’e hem de Beni Mazin’e aynı zamanda nisbet edilmesini doğru bulmadı, ğaliba İbn-i Münde onu, Ensâr’dan Beni Seleme’ye nisbet ederek andı. Ne var ki bu da reddedilir. Çünkü, Ensâr’dan Beni Mazin, Beni Seleme’den değildir. Onun, anne ve babasının, kardeşleri Atiyye ile es-Semmâ’nın sahabilikleri vardır.

Resûlullâh (s.a.v)’den, babası Busr’dan, kardeşlerinden hadis rivayet etmiştir. kimine göre halasından da hadis rivayet etmiştir. kendisinden, Ebû ez-Zâhiriyye Hâlid bin Ma’dan, Safvan bin Amr, Hariz bin Osman, Hasan bin Eyyüb, Hakem bin Velid ve kimileri rivayet etmişlerdir. 1

Neseb silsilesi hakkında, bunun dışında hiçbir şey denilmemektedir. Bazı eserlerde beni Selime’den olmadığı, fakat Ensâr’dan olduğu rivâyet edilmektedir. Abdullah bin Busr, rivâyet etmiş olduğu hadis-i şeriflerde Resûlullâh (s.a.v)’i evlerine davet ettiklerini ve kendilerine yemekten sonra Bir dua etmelerinin istendiğini zikr etmektedir ki, bu durum onların Ensâr’dan olduklarını göstermektedir.

Abdullah bin Busr (r.a) den:

“-Resûlullâh (s.a.v) babama misafir olmuştu babam ona çorba ve kavutlu çorba ikram etti. Çorbayı sağ eliyle içti. Su getirdi onu da sağ eliyle içti. Hurma yerkende çekirdeğini elinin sırtıyla attı. Gideceği zaman babam kalktı katırının yularını tutarak:

      “-Yâ Rasûlallâh! Bize, dua et!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Allâh’ım! Verdiğin rızkı onlara bereketli kıl. Onları af et, onlara acı!”diye dua etti.

Yine Abdullah bin Busr’dan:

      “-Babam, Anneme Resûlullâh’a yemek yaparsan tirit yap!”dedi.

Babam gitti, Resûlullâh (s.a.v)’i davet etti. Resûlullâh (s.a.v) gelib, yemeğe oturunca elini yemeğin üzerine tutarak:

      “-Bismillah! Diyerek başlayın!”buyurdu.

Herkes, Besmele çektikten sonra önünden yemeğe başladı. Yedikten sonra Resûlullâh (s.a.v):

      “-Allah’ım! Onları, af et! Onlara, merhamet et! Rızıklarını da, bere-ketlendir!”diye dua etti. 2

Abdullah bin Busr (r.a) anlatıyor:

“-Babam ve ben evimizin kapısının önünde oturuyorduk. Resûlullâh, katırı üzerinde çıka geldi. Babam:

      “-İnip yemek yiyib hayır duası etmez misin?”dedi.

Resûlullâh (s.a.v), katırdan inerek yemek yedi. Daha sonrada şöyle dua etti:

      “-Allâh’ım onlara acı ve affet. Onlara, hayırlı ve bereketli rızık ver!”

Bir başka rivâyette şu ilave vardır:

      “-O zamandan beri Aziz ve Celil olan Allâh rızkımıza bolluk verdi” 3

Abdullah bin Busr, Hicret-i Nebeviye esnasında henüz çocuk denile-cek yaşta idi. bu itibarla Bedir ve Uhud Ğazveleri’ne iştirak edememişti. Hendek Ğazvesi sırasında henüz küçük olmasına rağmen savaş Medine etrafında olduğu için uzaktanda olsa ğazveyi görmüştür.

Abdullah bin Busr, Hulefa-i Râşidin devrinde hangi faaliyetlerde bulunmuştur bilinmemektedir. Ancak Şam, veya Humus taraflarına gidip buralar da ikamet ettiğine göre Emevilerin tarafını iltizam ettiği tahmin edilmektedir.

Abdullah bin Busr’dan elli tane kadar hadis-i şerif rivâyet edilmiştir. Bunlar arasında:

“-Babam anneme Resûlullâh (s.a.v)’e yemek yaparsan tirit yap dedi. Babam gitti Resûlullâh (s.a.v)’i davet etti. Resûlullâh (s.a.v) gelip yemeğe oturunca elini yemeğin üzerine tutarak:

      “-Bismillah diyerek başlayın!”buyurdu.

Herkes, besmele çektikten sonra önünden yemeğe başladı. Yedikten sonra Resûlullâh (s.a.v):

      “-Allâh’ım onları af et! Onlara, merhamet et! Rızıklarını da bereket-lendir!”diye dua etti. Hadis-i şerifini zikredebiliriz.

Müsenna bin Vail den

“-Abdullah bin Busr’un yanına gelmiştim. Abdullah başımı okşadı bende elimi koluna koydum. Bu sırada adamın birisi kendisine Kûr’an öğreten kimsenin aldığı ücret hakkında bir soru sordu.

Abdullah bin Busr şunları anlattı:

“-Bir defasında Resûlullâh (s.a.v)’in huzuruna omuzunda yay olan bir adam gelmişti. Resûlullâh (s.a.v) yayı çok beğendi. Adama:

      “-Ne güzel yayın var satın mı aldın?”diye sordu.

Adam şöyle cevab verdi:

      “-Hayır! Oğluna Kûr’an öğrettiğim bir adam hediye etti!”

Bunun üzerine Resullah (s.a.v):

      “-Allâh’ın boynuna ateşten bir yay takmasını ister misin?”dedi.

Adam:

      “-Hayır!”cevabını verdi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-O halde, onu geri ver!”buyurdu. 4

Abdullah bin Busr:

“-Humustan yola çıktım, Bakıa’ya geldiğim zaman ortalık kararmıştı cinler etrafımı sardı. Hemen, A‘raf Sûresi’nin şu ayetini okudum.

      “-Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hük-meden gündüzden sonra geceyi getiren güneşi ayı yıldızları hepsini emrine baş eğdirerek var eden Allâh tır. Yaratmakta, hükümdarlıkta O na aittir. Alemlerin Rabbı olan Allâh ne yücedir” 5

Bunun üzerine cinler:

      “-Onu, sabaha kadar koruyun!”dediler. Bende sabahleyin deveme binerek yola düştüm!” 6

Abdullah bin Busr (r.a) şöyle dedi:

      “-Müttekiler efendidir. Alimler kumandan. Onlarla sohbet etmek ise ibadet. Hatta ondan da üstün bir ameldir. Her geçen gün ve gece eceliniz ömrünüz kısalıyor. Yaptığınız her iş kayıt ediliyor. Onun için sanki yarın ölecekmiş gibi hazırlanınız!” 7

Onun, annesi babası, kardeşleri Atiyye ile es-Sammâ’da sahâbidirler. Resûlullâh’dan, babası ve kardeşinden hadis rivâyet etmiştir. Şam’da ölmüştür. Kimine göre; Hicri 88. Miladi 707. yılda, 88 yaşında veya 94 yaşında iken Humus veya Şam’da vefat etmiştir. Sahâbeden Şam’da en son ölen kişi odur.

Ebû el-Kâsım İbn-i Sa’d der ki:

      “-Hicri 96 yılında 100 yaşındayken ölmüştür!”

Ebû Nuaym da aynı görüşü paylaşıyor. Buhâri’nin Tarihu’s-Sağir-’nde onu biyoğrafisinde Abdullah bin Büsr’den naklettiği şu hadis:

Resûlullâh (s.a.v) onun için şöyle buyurmuştur:

      “-Bu çocuk tam bir asır yaşayacaktır!”gerçektende bir asır yaşadı.

Buhâri, Tarih isimli kitabında der ki:

“-Ali bin Abdullah şöyle der,

“-Süfyân’dan duydum: Ahvas’a sordum:

      “-Ebû Ümâme, sizce sahabeden en son ölen kişi midir?”

Şu cevabı verdi:

      “-Ondan sonra Abdullah bin Büsr ölmüştür!”

Buhâri, Sahih’de Hariz bin Osman tarikiyle rivayet etmiştir:

“-Abdullah bin Busr’e sordum:

      “-Resûlullâh’ı gördün mü?”

      “-Dudağıyla çenesi arasında bir kaç tane beyaz kıl vardı!”diye bana cevab verdi. 8

Şübhesiz ki en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.

1- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-135-No-4567 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-3-1314 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1699 
4- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1581 
5- A’raf-54 
6- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1641 
7- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-1910 
8- El-İsabe-İbn-i Hacer el-Askalani-3-135-No-4567