Suriye Enformasyon Bakanı Muhsin Bilal’in resmi davetlisi olarak İstanbul’dan Şam’a giden Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Atatürk Havalimanı’nda yaptığı açıklamada Başbakan Erdoğan’ın il başkanları toplantısında yaptığı konuşmanın basın özgürlüğüne bir müdahale şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söyledi.
İSTANBUL – Suriye’ye hareketinden önce bir basın toplantısı düzenleyen Bülent Arınç bir gazetecinin,“Sayın Başbakan dün il başkanları toplantısında medya patronları ve köşe yazarları ile ilgili sözleri basın meslek kuruluşları tarafından basın özgürlüğüne aykırı bulunarak sansür niteliği taşıdığı gerekçesiyle eleştirildi. Bu konuda bir şey söyler mi siniz?“ şeklindeki sorusunu şöyle cevapladı:
“Dün biliyorsunuz AK Parti il başkanları toplantısı vardı. Sayın Başbakan o konuşmayı orada yaptılar. O konuşmayı ben de dinledim. Sizin söylediğiniz istikamette yorumlayanlar var. Pek çok basın mensubu arkadaşımız bunu basın özgürlüğüne karşı görüş olarak yorumladılar.Ben kendisi ile de görüştüm. Sanıyorum bu sözlerini şunun için sarf etti. Bildiğiniz gibi dünya birkaç yıldan beri global bir ekonomik kriz yaşıyor. En yakında komşumuz Yunanistan’ın durumunu görüyorsunuz. İspanya’nın durumunu görüyoruz. ABD’de başlayan sonra Avrupa’ya sıçrayan bu krizin pek çok finans kuruluşlarını batırdığını ,pek çok büyük şirketlerin kapasite daralması sebebiyle reel sektörde büyük sıkıntıya uğradığını hep beraber biliyoruz. Türkiye bu krizi en az zararla atlattı ve bunu başardı. Ancak krizin etkileri bütünüyle geçmiş değil. Sayın Başbakanın şikayeti şudur: Bildiğim kadarıyla, görüştüğümüz kadarıyla. Maalesef özellikle son Türkiye’de yaşanan gelişmeler sebebiyle ,yani bunu bir takım gözaltılar, suçlamalar, işte sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Çankaya Köşkünde yapılan zirve toplantısı. Parlamento da yapılan çalışmalar, tartışmalar. Türkiye’de bir siyasal gerginliğin mevcudiyeti. Bir kısım gazetelerimiz, bir takım köşe yazarlarımız sürekli bu gerginlik ve kriz üzerine yazınca ekonomi bundan olumsuz etkileniyor. Yani şunu rahatlıkla hepimiz görebiliyoruz ki borsadaki inişler yüzde altı buçuk seviyesine vardı. Dolar da yükseliş var. Zaten çok kritik olan ekonomi deki dengeleri bu tür felaket tellallığı sayılabilecek yazılar, çiziler, yorumlar sebebiyle ekonominin zarar görmesi ihtimali sayın Başbakanı da şahsen beni de fevkalade üzüyor, endişeye sevk ediyor. Yani bu basın özgürlüğüne bir darbe veya ona karşı bir müdahale şeklinde yorumlanmamalı. Gazetecilerimiz, basın mensuplarımızın da sorumluluk altında yazılarını yazmalar, yorum yapmaları gerektiğini ifade etmiştir. Hepimiz önce Türkiye’yi düşünmeliyiz. Sadece felaket tellallığı yaparak ekonomiye verilecek zararların, siyasal hayatımıza verilecek zararların elbette önlenemez hale gelmesi hepimizi korkutuyor. Piyasalardaki kritik dengelerin bu tür istikrarsızlığa yol açabilecek bir takım yazılar, sözler ve yorumlarla zarar görmesi ihtimali Sayın Başbakanı böyle bir konuşma yapmaya sevk etmiştir. Yoksa yıllardan beri siyasetçi olarak geçmişte bir Belediye Başkanı olarak basın ile iç içe olmuş ve basın özgürlüğünü herkes den daha fazla savunmuş olan bir Başbakanını doğrudan basın özgürlüğünü hedef almasını hiç kimse düşünmemelidir. Ama her Türk yurttaşı ister basın mensubu olsun, ister başka bir meslek mensubu olsun Türkiye’de ekonomik krize yol açacak bir takım kriz senaryoları üretmekten lütfen vazgeçsin Bu yurt severliğin, vatanseverliğin bir gereğidir. Yoksa basına her zaman ihtiyacımız var. Basın her zaman özgür olmalıdır“
Bülent Arınç başka bir soru üzerine yarın 28 Şubat’ın yıl dönümü olduğunu ve zamanın Genel Kurmay Başkanının 28 Şubat ne kadar sürecek sorusuna “28 Şubat bin yıl sürecek“ cevabını vermişti. Bu bin yıl bitti mi?“ şeklindeki sorusunu ise ”Ben bu tür yorumlara keşke girmeseydim.28 Şubat’ın üzerinden on yıldan fazla bir zaman geçti. O zaman ki yetkili olduğunu söylediğiniz kişi bin yıl sürecek demişti. Görüyorsunuz on yıl bile sürmedi. Türkiye demokratikleşiyor. Türkiye özgürleşiyor. Türkiye AB standartlarında bir hukuk ve demokrasi standartını yakalıyor. Hiçbir zaman olumsuzluklarla karşılaşmayacağız. Ümit ediyorum Türkiye’de tüm sosyal kesimler bundan sonra çok daha özgür yaşayacaklar” dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arın Suriye gezisi ile ilgili olarak ise şöyle konuştu; ”Komşumuz Suriye Enformasyon Bakanı Sayın Muhsin Bilal’in daveti üzerine Suriye’ye resmi bir ziyaret yapacağım. Son yıllarda hem hükümetler arası, hem de parlamentolar arası ilişkilerimiz fevkalade mükemmel. En son çok önemli bir kararda Suriye ile Türkiye arasındaki vizesiz seyahat etme imkanı da geldi. Bundan dolayı özellikle Güneydoğu illerimiz büyük bir ziyaretçi ve alış veriş kapasitesine kavuştu. Tabi tarihten gelen bir dostluğumuz ve kültür beraberliğimiz var. Bu kez Basın Yayın Genel Müdürümüz ile bu seyahati yapıyoruz. Bu konudaki imkanlarımızı da birlikte geliştireceğiz. Pazartesi günü TRT Türk kanalının Şam ofisini hizmete açacağız. Sayın Cumhurbaşkanı Esad ile görüşme imkanımız olursa ki kendisinin arzusu bu istikamettedir bir görüşme yapacağız. Eğer programımız el verirse Halep üzerinde Türkiye’ye dönmeyi planlıyoruz”

