<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>urfanews &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.urfanews.com/kategori/yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.urfanews.com</link>
	<description>Son Dakika, Haberler, Ekonomi, Yerel, Politika, Kültür Sanat, Teknoloji, Spor Haberleri -urfanews.com-</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Dec 2011 09:58:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>&#8216;Ben de genç ve zayıf oldum&#8230; Aziz değilim&#8217;</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/ben-de-genc-ve-zayif-oldum-aziz-degilim.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/ben-de-genc-ve-zayif-oldum-aziz-degilim.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2010 09:48:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[nelson mandela]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=14120</guid>
		<description><![CDATA[Güney Afrika&#8217;nın efsanevi lideri Nelson Mandela&#8217;nın anılarını derlediği kitabı &#8216;Kendimle Konuşmalar&#8217; yarın piyasada&#8230; Kitap gençliğinden itibaren en önemli anlarından hissettiklerine, özel mektuplarından notlarına Mandela&#8217;yı anlatıyor JOHANNESBURG &#8211; Güney Afrika’da ırkçı apartheid rejimine karşı savaşıyla efsaneleşen, 27 yıl hapis yattıktan sonra ülkesinin ilk siyah devlet başkanı olan Nelson Mandela’nın anılarını derlediği merakla beklenen kitabı yarın piyasaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/nelson.jpeg"><img class="alignleft size-full wp-image-14121" title="nelson" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/nelson.jpeg" alt="" width="155" height="155" /></a></p>
<p>Güney Afrika&#8217;nın efsanevi  lideri Nelson Mandela&#8217;nın anılarını derlediği kitabı &#8216;Kendimle  Konuşmalar&#8217; yarın piyasada&#8230; Kitap gençliğinden itibaren <a onmouseover="showAd('27314','101221','f1271e50' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>en</strong></span></a> önemli anlarından hissettiklerine, özel mektuplarından notlarına Mandela&#8217;yı anlatıyor</p>
<p>JOHANNESBURG  &#8211; Güney Afrika’da ırkçı apartheid rejimine karşı savaşıyla efsaneleşen,  27 yıl hapis yattıktan sonra ülkesinin ilk siyah devlet başkanı olan  Nelson Mandela’nın anılarını derlediği merakla beklenen kitabı yarın  piyasaya çıkyıor.<br />
92 yaşındaki lider, Britanya ve Güney Afrikalı gazetelerin alıntılar  yaptığı ‘Kendimle Konuşmalar’ adlı kitapta oğlunu kaybettiğinde yaşadığı  acıdan, devlet başkanlığı döneminde yolsuzluklarla mücadelesine,  karısıyla boşanmasına yol açan nedenlerden, küçük yaştaki çocuklarına  dertli mektuplarına kadar hemen hemen her konuya değiniyor. Kitapta  ayrıca on yıllar öncesinden kalma notlar, özel kayıtlar ve günlükler de  var. Tüm dünyaya örnek olmuş bir mücadelenin, nüfusun 10’da 1’ini teşkil  eden beyaz bir azınlığın geri kalan siyah toplumun hayatlarını  burnundan getirdiği, ‘insafsız bir ayrımcılık ablukası’ altında tuttuğu  bir rejimle başetmenin karşılığında tek bir insanın feda  edebileceklerini gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>‘Taşralı Nelson’u da anlatıyor</strong><br />
27 yıllık kesintisiz bir aile özlemi, kayıplar, dünyevi zevkler ve daha  bir çok baskının karşığında milyonlarca siyahın özgürlük mücadelsini  sırtlanan, ‘varlığını siyahların varlığına feda etmeyi göze almış’  efsane bir liderin tırnaklarıyla kazıdığı anılar bunlar.<br />
Cape bölgesindeki Mvezo köyünde doğan Mandela, ‘taşralı Nelson’ı  okuyucuyla tanıştırırken “Gençliğimde taşralı bir çocuğun tüm  zayıflıklarını, falsolarını ve düşüncesizliklerini üzerimde taşıyordum.  Hayal gücü ve deneyimleri taşrada ya da okuduğum kolejde olup bitenlerle  sınırlı bir genç. Zayıflığımı kibrimle kapatırdım” diyor.<br />
Robben Adası’nda hapisteyken ailesine yazdığı mektuplara bakıldığında  Madela’nın mürekkebinden damlayan ‘çaresizliği okumak’ mümkün. Karısı  Winnie’ye 1970’de yazdığı mektupa ayne şöyle diyor: “Çocuklarıma ve sana  yardım edemediğim için her bir parçamı, etimi, kemiğimi, kan dolaşımımı  ve ruhumu kurumuş hissediyorum. Tamamen güçsüz oluşum ne acı.”</p>
<p><strong>‘Anneniz ve babanız hapiste&#8230;’</strong><br />
1969’da Winnie’nin de hapse atılması üzerine kızları dokuz ve 10  yaşlarındaki Zeni ve Zindi’ye “Şimdi babanız ve anneniz hapiste”  başlıklı bir mektup yazan siyah lider bu yaşlardaki iki çocuğu bekleyen  annesiz babasız günlerin tüm gerçekliğini onlara aktarmış: “Belki onu  görmeniz için aylar hatta yıllar geçmesi gerekebilir. Daha uzun süre  evimizde, annenizin size her zamanki sevgisi ve şefkatinden mahrum  kimsesizler gibi yaşayabilirsiniz. Bir süre yılbaşı kutlaması, doğum  günü partileri, hediyeler, yeni oyuncaklar, yeni kıyafetler olmayacak.”  Mandela’nın mektupları arasında hapisten çıktıktan sonra Winnie ile  boşanmalarına açıklık getiren satırlara da rastlamak mümkün. Mandela  1987’de bir arkadaşına şunları yazmış: “Sevgili karım çok kızgın. Şu an  bana tercih ettiğin bu çocukları yetiştiren sen değilsin, benim diyor.  Bu beni çok sersemletti.”</p>
<p>İlk karısından olan oğlu Thembi 1969’da 24 yaşında bir trafik  kazasında ölürken Mandela o an hissettiklerini “Oğlumun öldüğünü haber  aldığımda yere çakılmış gibi hissettim” ifadesiyle kelimelere dökmüş.  Apartheid rejim Mandela’nın oğlunun cenazesine gitmesine bile izin  vermemişti.<br />
Nelson Mandela kitabın bir yerinde ‘bir aziz olarak görülmekten duyduğu  rahatsızlığını’ dile getirirken, “Hapisteyken bir mesele beni çok  kaygılandırıyordu. O da dünyanın beni bir aziz olarak görmesi ki bu  benimle ilgili yanlış bir imajın dünyaya yansıması demekti. Hiç bir  zaman böyle biri omadım, herhangi bir günahkarın olmaya çalıştığı gibi  dünyevi anlamda bir aziz bile olmadım” diyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/ben-de-genc-ve-zayif-oldum-aziz-degilim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kereviz Viagra etkisi yapıyor</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/kereviz-viagra-etkisi-yapiyor.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/kereviz-viagra-etkisi-yapiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 10:10:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[haerler]]></category>
		<category><![CDATA[judy garman]]></category>
		<category><![CDATA[kereviz]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[walter gaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13974</guid>
		<description><![CDATA[Kereviz vücuttaki steroid seviyesini artırarak erkeği daha cazip kılıyor. Sadece birkaç sap çiğnemek bile yeterli. ABD&#8217;li doktorlar Judy Garman, Walter Gaman ve Mark Anderson’ın ortaklaşa yazdığı “Genç Kalın: Nihai Sağlık İçin Kanıtlanmış On Adım” adlı kitaba göre, kereviz “doğal Viagra” olma özelliğini taşıyor. Milliyet gazetesinde yer alan haberde kerevizin ejakülasyon sıvılarının miktarını artırdığına dikkat çekiliyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/kere.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-13975" title="kere" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/kere.gif" alt="" width="240" height="300" /></a></p>
<p><strong>Kereviz vücuttaki steroid seviyesini artırarak erkeği daha cazip kılıyor. Sadece birkaç sap çiğnemek bile yeterli.</strong></p>
<p>ABD&#8217;li doktorlar Judy Garman, Walter Gaman ve Mark Anderson’ın ortaklaşa yazdığı “Genç Kalın: Nihai Sağlık İçin Kanıtlanmış On Adım” adlı kitaba göre, kereviz “doğal Viagra” olma özelliğini taşıyor.</p>
<p>Milliyet gazetesinde yer alan haberde kerevizin ejakülasyon sıvılarının miktarını artırdığına dikkat çekiliyor. Ayrıca kerevizde, insan terinde bulunan  ve erkekleri daha çekici kılan seks feromonunu üreten “androsteron” adlı bir steroid bulunuyor.</p>
<p>Dolayısıyla bu sebzeden <a onmouseover="showAd('26037','103889' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>tüketmek</strong></span></a>, steroid seviyesini artırarak erkeği daha cazip kılıyor. Üstelik kilolarca kereviz almaya gerek yok. Birkaç sap kereviz çiğnemek de aynı etkiyi yaratıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/kereviz-viagra-etkisi-yapiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Cep telefonu kanser yapmıyor&#8221;</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/cep-telefonu-kanser-yapmiyor.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/cep-telefonu-kanser-yapmiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 10:07:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[interphone]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13970</guid>
		<description><![CDATA[10 yıldır kapsamlı bir araştırma yürüten Interphone Çalışma Grubu’nun raporunda cep telefonlarının kansere yol açtığına ilişkin kesin bir sonuca varılmadığı belirtiliyor. Yaklaşık 10 yıldır 13 ülkede epidemiyolojik çalışmalar yapan Interphone Çalışma Grubu, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın desteğiyle 13 ülkede 5 binden fazla cep telefonu kullanıcısı üzerinde epidemiyolojik araştırma yapıyor. Interphone araştırmasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/kanser.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13971" title="kanser" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/kanser.jpg" alt="" width="250" height="168" /></a></p>
<p><strong>10 yıldır kapsamlı bir araştırma yürüten Interphone Çalışma Grubu’nun raporunda cep telefonlarının kansere yol açtığına ilişkin kesin bir sonuca varılmadığı belirtiliyor.</strong></p>
<p><span style="color: #999999;"><br />
</span></p>
<p>Yaklaşık 10 yıldır 13 ülkede epidemiyolojik çalışmalar yapan Interphone Çalışma Grubu, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın desteğiyle 13 ülkede 5 binden fazla cep telefonu kullanıcısı üzerinde epidemiyolojik araştırma yapıyor. Interphone araştırmasına üye ülkeler Almanya, Danimarka, Avustralya, Fransa, Finlandiya, İngiltere, İsrail, İtalya, Japonya, Kanada, Yeni Zelanda, Norveç ve İsveç’ten 100 kadar bilim adamı katılıyor.</p>
<p>Interphone’dan alınan bilgilere göre herhangi bir beyin kanseri artış riski gözlemlenmediği, ancak özellikle gençlerde gerçekleştirilen arama zamanlarındaki değişiklikler ve Interphone tarafından çalışmanın başlatıldığı tarihten itibaren cep telefonu kullanımı alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerin, daha fazla yeni araştırmalara konu olabileceğinin gerekliliğini ortaya çıkardığı belirtiliyor.</p>
<p><strong>“Gençlerin kullanımı daha çok araştırılmalı”</strong></p>
<p>Rapor sonuçlarına göre, genel anlamda risk artışı bulunmadığı, tutarlı bir şekilde uluslararası güvenlik önerilerine uygun radyo sinyallerinde saptanan bir sağlık riski bulunmadığı sonucuna varılıyor. Bu da mevcut araştırma ve uzman görüşlerine uygun görülüyor. Bildirilen sonuçlar, herhangi bir sonuca ulaşmadan önce eksiksiz ve kapsamlı bir veri analizi yapılmasının önemini vurguluyor. Interphone raporunda günde 30 dakikadan fazla cep telefonu kullanmanın riski arttırdığına ilişkin açıklamanın bulunmadığı belirtiyor.</p>
<p>Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) Yöneticisi Dr. Christopher Wild ise yaptığı açıklamada, raporu şu şekilde yorumluyor: “Interphone’dan alınan bilgilerden herhangi bir beyin kanseri artış riski gözlemlenmedi. Ancak özellikle gençlerin yaptığı aramalar ve Interphone tarafından çalışmanın başlatıldığı tarihten itibaren cep telefonu kullanımı biçimlerinde meydana gelen değişikliklere yönelik gözlemler, cep telefonu kullanımı ve beyin kanserinin daha fazla araştırılmasının gerekli olduğunu ortaya koyuyor.”</p>
<p><strong>Uzmanlar ne diyor?<br />
</strong></p>
<p><strong>Teknoloji Bilgilendirme Platformu (TBP) Başkanı Serhat Özeren</strong>, Interphone araştırmasında cep telefonlarının beyin veya merkezi sinir sistemi kanseri vaka sayısının yaklaşık olarak her 100 bin kişi içerisinde 7 kişi olduğuna vurgu yaptığına dikkat çekerek, “Rapor sonuçlarına göre, genel anlamda risk artışı bulunmuyor” dedi.</p>
<p><strong><br />
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan</strong> ise Interphone’in raporunun doğru okunması gerektiğini belirtti. Cep telefonunun gelişen teknolojinin vazgeçilmez bir parçası olduğuna dikkat çeken Kalkan “İnsan sağlığı elbette teknolojinin de önünde gelir. Ancak insanlar bu teknolojiyi kullanmaya devam edeceklerdir. Her şey gibi cep telefonunun da aşırı kullanımları risk taşıyabilir. Bundan kaçınmanın yolu doğru kullanımdır” diye konuştu.</p>
<p><strong><br />
Teknoloji Bilgilendirme Platformu Üyesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Demir</strong> ise elektromanyetik alanların her yerde olduğuna dikkat çekerek sadece cep telefonlarında değil günlük hayatta kullanılan tüm elektronik cihazların bilinçli bir şekilde kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Demir, Interphone araştırmasının sonucunda beyin kanseri artma riskinin kanıtlanmadığı, ancak cep telefonunu yoğun olarak kullananlar üzerinde araştırmaların sürdürülebileceğini vurguladı. Demir ayrıca, rapor sonucunda da önerildiği gibi gençlerin teknolojiyi doğru kullanmaları konusunda bilinçlendirilmeleri gereğine vurgu yaptı.</p>
<p><strong>Araştırmanın yöntemi</strong></p>
<p>Araştırmada daha çok baş bölgesi tümörlerinden beyin derisi tümörleri, beyin dokusu tümörleri, duyu siniri tümörleri ve kulak salgı dokusu tümörleri üzerinde duruluyor. Yaşları 30-59 arasında değişen ve 10 yılı aşkın süredir sık telefon kullanan şahıslar bu çalışma grubuna alınıyor. Çalışma grubunda glioma, menengioma, akustik nöroma ve paratis bezi tümörü olan hastalar takip ediliyor. Ayrıca sağlıklı bireylerden oluşan bir kontrol grubu da takip ediliyor. Bu çalışmada amaç, hastalıklı bireylerdeki cep telefonu kullanım sıklığını, kontrol grubu ile karşılaştırmak ve elde edilecek verilere bağlı olarak tümör riskini araştırmak olarak belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/cep-telefonu-kanser-yapmiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şarap kahve ve çikolata yalanı</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/sarap-kahve-ve-cikolata-yalani.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/sarap-kahve-ve-cikolata-yalani.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 07:11:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[italyan la stampa gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[şarap]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[yeel haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13902</guid>
		<description><![CDATA[İçerdiği anti-oksidanlar nedeniyle kalbe iyi geldiğine inanılan şarap, kahve ve çikolatanın aslında öyle olmadığı ortaya çıktı. Avustralya&#8217;da yapılan bir araştırma, içerdikleri anti-oksidanlar nedeniyle kalbe iyi geldiğine inanılan şarap, kahve ve çikolatanın aslında pek de bu tür bir faydası olmadığını ortaya koydu. İtalyan La Stampa gazetesinde yayımlanan habere göre, 100&#8242;den fazla bilimsel çalışmayı inceleyen Avustralya Ulusal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/şarap.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-13903" title="şarap" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/şarap.gif" alt="" width="229" height="229" /></a></p>
<p><strong>İçerdiği anti-oksidanlar nedeniyle kalbe iyi geldiğine inanılan şarap, kahve ve çikolatanın aslında öyle olmadığı ortaya çıktı.</strong></p>
<p>Avustralya&#8217;da yapılan bir araştırma, içerdikleri anti-oksidanlar nedeniyle kalbe iyi geldiğine inanılan şarap, kahve ve çikolatanın aslında pek de bu tür bir faydası olmadığını ortaya koydu.</p>
<p>İtalyan La Stampa gazetesinde yayımlanan habere göre, 100&#8242;den fazla bilimsel çalışmayı inceleyen Avustralya Ulusal Kalp Vakfında görev yapan bilim adamları, şarap, kahve ve çikolatanın kalp ve damar sağlığı açısından sanıldığı gibi faydalı olmadığını öne sürdü.</p>
<p>Araştırma ekibinden doktor Susan Anderson, inceledikleri verilerde, kalp ve damar sağlığı açısından çikolata, kahve ve kırmızı şarap tüketilmesini önermek için açık ve yeterli bulguya rastlamadıklarını belirtti. Anderson, &#8220;Gerekli anti-oksidanları almanın en iyi yolu her gün meyve, sebze, baklagil, kepek ekmeği, ceviz ve fındıktan oluşan çok çeşitli gıdalar tüketmektir&#8221; dedi.</p>
<p>Uzmanlar, sık sık tekrarlanan ve büyük ölçüde kabul gören bir tezi çürüten araştırmanın sonuçlarını doktorlara gönderdiklerini de söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/sarap-kahve-ve-cikolata-yalani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kasık ağrısında yeni tedavi</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/kasik-agrisinda-yeni-tedavi.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/kasik-agrisinda-yeni-tedavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 07:09:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kasık ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13899</guid>
		<description><![CDATA[Kadınların hayatını karartan, kasıkta uzun süre geçmeyen pelvik ağrıya karşı uygulanan yeni tedavi sonuç veriyor. Kadınların büyük bölümünün hayatını karartan, göbek altındaki bölgede uzun süre geçmeyen “pelvik ağrı”nın tedavisinde, yeni yaklaşımlardan biri olan “Luna Yöntemi” ile “yüz güldürücü” sonuçlar alınıyor. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, basit gibi görülen ağrıların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/kasık.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-13900" title="kasık" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/kasık.gif" alt="" width="240" height="300" /></a></p>
<p><strong>Kadınların hayatını karartan, kasıkta uzun süre geçmeyen pelvik ağrıya karşı uygulanan yeni tedavi sonuç veriyor.</strong></p>
<p>Kadınların büyük bölümünün hayatını karartan, göbek altındaki bölgede uzun süre geçmeyen “pelvik ağrı”nın tedavisinde, yeni yaklaşımlardan biri olan “Luna Yöntemi” ile “yüz güldürücü” sonuçlar alınıyor.</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, basit gibi görülen ağrıların kimi zaman son derece kompleks olabildiğini ve tedavilerinde güçlük çekilebildiğini söyledi.</p>
<p>Kadınların çok büyük bölümünde, göbek altındaki bölgede görülen ve uzun süre geçmeyen “pelvik ağrı”nın da bu tür ağrılardan olduğunu kaydeden İtil, bunun hem yakınması olan kadınları, hem de pelvik ağrıyı tedavi etmeye çalışan hekimleri son derece yorduğunu anlattı.</p>
<p>Pelvik ağrı gibi geçmeyen ağrıların şiddetinin ve süresinin değiştiğini ifade eden İtil, şunlara dikkati çekti:<br />
“Kronik pelvik ağrı, tedavi gerektiren ve fonksiyonel yetersizliğe neden olan, en az <a onmouseover="showAd('26037','101524' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>6</strong></span></a> ay süren göbek altındaki ağrıdır. Kadın hastalıkları hekimlerine başvuruların yüzde 10&#8242;u bu nedenledir. Bu ağrının jinekolojik, ürolojik, gastrointestinal (bağırsak sistemi), kas ve iskelet sisteminden kaynaklanan ya da sinirsel nedenleri olabilir. Bu hastalıklarla ilgili ayırıcı tanı gerekir. Hastalığın nedenlerini araştırırken bu branşlardan destek alınmalıdır.”</p>
<p><strong>Pelvik ağrı 18-50 yaş arası kadınlarda yüzde 25 civarında</strong></p>
<p>Daha çok sağ veya sol kasık bölgesi, göbek altı ve karnın iç kısımlarında hissedilen pelvik ağrının, 18-50 yaş arasındaki kadınlarda yüzde 14-25 oranında görüldüğünü bildiren İtil, hastaların yüzde 35&#8242;inde herhangi bir bulguya rastlanmadığını, yüzde 33&#8242;ünün endometriyozis, yüzde 24&#8242;ünün ise yapışıklıklardan kaynaklandığının saptandığını bildirdi.</p>
<p>Kronik pelvik ağrısı olan hastaların yüzde 53&#8242;ünün ağrı kesiciye ihtiyaç duyduğunu, yüzde 50&#8242;sinin doktorun ilgi ve tedavisinden tatmin olmadığını, yüzde 43&#8242;ünde hayat kalitesinin düştüğünü, yüzde 35&#8242;inin ise psikolojisinin bozulduğunu ifade eden İtil, “Pelvik ağrı, kadınların cinsel yaşamını da olumsuz etkiler” dedi.</p>
<p>Pelvik ağrının tedavisinde çeşitli ilaçların, ağrı kesicilerin kullanıldığını, hatta akupunkturun bile denendiğini anlatan İtil, “Şimdilerde ise bu ağrının tedavisinde &#8216;LUNA&#8217; adı verilen yöntem uygulanıyor” diye konuştu.</p>
<p>Tedavide yüz güldürücü sonuçlar alınan yöntemin Antalya&#8217;da bugün başlayan ve 23 Mayısa kadar devam edecek Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği&#8217;nin 8&#8242;inci Ulusal Kongresi&#8217;nde de daha geniş yönleriyle ele alınacağını açıklayan İtil, bu yöntemle ilgili gelişmelerin Türk hekimlerine aktarılacağını bildirdi.</p>
<p><strong>Sabah ameliyat olup akşam eve gidilebiliyor</strong></p>
<p>İtil, “Rahme uzanan sinirler kesilerek yapılan LUNA tedavisiyle hastalar sabah ameliyat olup akşam evlerine gidebiliyor, bir hafta sonra da normal yaşantılarına dönebiliyor. Tedavi, uygulayıcı hekimlerin artmasıyla daha geniş bir kesimde uygulanabilir” ifadesini kullandı.</p>
<p>Pelvik ağrıya neden olan herhangi bir bulguya rastlanmayan hastalarda, “Laparoskopik Uterosakral Nevre-Sinir-Ablasyonu” denilen yöntemle rahme uzanan sinirlerin laparoskopi yoluyla kesildiğini belirten İtil, “Bu yöntemle ağrı yüzde 80 azalırken hastalarımız artık ağrısız adet görüyor, seksüel yaşamları da düzeliyor” şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/kasik-agrisinda-yeni-tedavi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arılarla gelen şifa</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/arilarla-gelen-sifa.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/arilarla-gelen-sifa.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 11:17:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ari]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa ahber]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa ahber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13803</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere&#8217;de 12 yıldır MS hastası olan ve yatağa bağımlı yaşayan bir kadına arı sokması tedavisi uygulandı ve hasta artık yürüyebiliyor. İngiltere&#8217;de yaşayan ve 12 yıldır MS hastası olan 45 yaşındaki Sami Chugg adlı kadın, hastalığı dayanılmaz boyutlara gelince Çin&#8217;de çok uzun yıllar öncesine dayanan ve arıların sokmasına dayanan bir yöntemi denemeye karar verdi. Bu tedavi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/arıı.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-13804" title="arıı" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/arıı.gif" alt="" width="240" height="240" /></a></p>
<p><strong>İngiltere&#8217;de 12 yıldır MS hastası olan ve yatağa bağımlı yaşayan bir kadına arı sokması tedavisi uygulandı ve hasta artık yürüyebiliyor.</strong></p>
<p>İngiltere&#8217;de yaşayan ve 12 yıldır MS hastası olan 45 yaşındaki Sami Chugg adlı kadın, hastalığı dayanılmaz boyutlara gelince Çin&#8217;de çok uzun yıllar öncesine dayanan ve arıların sokmasına dayanan bir yöntemi denemeye karar verdi. Bu tedavi süresi boyunca kadının bel bölgesindeki belli noktalara canlı arılar yerleştirildi ve kadını sokmasına izin verildi.</p>
<p><strong>1500 ARI ÇALIŞTI</strong></p>
<p>Chugg&#8217;ı tedavinin sürdüğü 18 ay boyunca haftada iki kez, toplam bin 500 arı soktu. Çoğu kişi için bir arı tarafından sokulmanın dehşet verici olabileceğini belirten Chugg, &#8220;arılara çok şey borçluyum, sağlığımı onlar sayesinde yeniden kazandım&#8221; dedi.</p>
<p>Akupunktura çok benzeyen tedavide, akupunktur iğneleri yerine arının iğneleri kullanılıyor. Ana tedavi doğal bir ilaç olarak görülen arıdan gelen toksin.</p>
<p>Arı terapisi, romatizma ve eklem iltihabı gibi sorunlar yaşayan hastalarda gözle görünür etki yapıyor. Arının zehri kan dolaşımını hızlandırıyor, ağrıyı dindiriyor ve iltihabı yok ediyor.</p>
<p><strong>HASTALARIN YÜZDE 90&#8242;I TAMAMEN İYİLEŞİYOR</strong></p>
<p>Doktor, arıları cımbızla tek tek sorunlu bölgeye yerleştiriyor. Arı içgüdüsel olarak yerleştirildiği noktayı sokuyor ve ölüyor. İğne ve zehir, vücutta bir süre bekletiliyor. Çin&#8217;de 3 bin yıl öncesine dayanan bu tedavi yöntemi günümüzde de kullanılıyor. Çinli doktorlar hastaların yüzde 90&#8242;ının tamamen iyileştiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>UYARI: BU YÖNTEMİ SAKIN EVDE TEK BAŞINIZA DENEMEYİN.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/arilarla-gelen-sifa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ten rengi kemik sağlığınızı etkiliyor</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/ten-rengi-kemik-sagliginizi-etkiliyor.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/ten-rengi-kemik-sagliginizi-etkiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 11:15:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[ten rengi]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa ahber]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13800</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlara göre açık renk tenliler, hareketsiz yaşam sürenler ve erken menopoza girenlerde osteoporoz daha sık. Kaybedilen kemik miktarı telafi edilemediği için kalsiyum açısından iyi beslenmek ve düzenli egzersiz şart. Halk arasında “kemik erimesi” olarak bilinen osteoporoz, kemiklerde kırık gelişmediği sürece pek kendini göstermediği için sinsi ilerliyor. Boy kısalması ve sırtta kamburlaşma kemik erimesinin geliştiğini ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/tennn.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-13801" title="tennn" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/tennn.gif" alt="" width="240" height="240" /></a></p>
<p><strong>Uzmanlara göre açık renk tenliler, hareketsiz yaşam sürenler ve erken menopoza girenlerde osteoporoz daha sık. Kaybedilen kemik miktarı telafi edilemediği için kalsiyum açısından iyi beslenmek ve düzenli egzersiz şart.</strong></p>
<p>Halk arasında “<a onmouseover="showAd('24844','102930' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kemik</strong></span></a> erimesi” olarak bilinen osteoporoz, kemiklerde kırık gelişmediği sürece pek kendini göstermediği için sinsi ilerliyor. Boy kısalması ve sırtta kamburlaşma kemik erimesinin geliştiğini ve ileri bir noktaya geldiğini gösteriyor.</p>
<p>Akrabalarında osteoporoz hikayesi olan, zayıf, açık renk tenliler, hareketsiz <a onmouseover="showAd('25644','100180' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>yaşam</strong></span></a> süren ve erken menopoza giren kişiler kemik erimesi açısından risk taşıyor. Bunun dışında düşük kalsiyum alınması, sigara, aşırı alkol ve kafein tüketimi, kortizon gibi bazı ilaçların kullanılması ve tiroit gibi bazı hastalıklar riski arttırıyor.</p>
<p>Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği (TRASD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ayşen Akıncı Tan, kemik yoğunluğunun azalması sonucu kırık riskinin artmasıyla kendini gösteren osteoporozun ciddiye alınması gereken önemli <a onmouseover="showAd('25660','100086' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>bir</strong></span></a> hastalık olduğunu söyledi.</p>
<p>Hastalığın dünyada ve Türkiye&#8217;de görülme sıklığının yüksek olduğunu anlatan Tan, bu kişilerin dolgu maddesi azalmış, gözenekleri büyümüş daha güçsüz ve <a onmouseover="showAd('25669','100483' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kolay</strong></span></a> kırılabilir bir kemik dokusuna sahip olduklarını anlattı. Tan, osteoporozun sinsi ilerlediğine ve kırık oluşana kadar belirti vermediğine, ağrı yapmadığına dikkati çekerek, “Kişi fark etmeden sessiz sessiz kemikten çalar. Hastalık ilerleyene kadar hasta görünüşte iyi olabilir, hiçbir bulgu vermeyebilir” dedi. En sık görülen yakınmalardan birinin sırt ağrısı olduğunu belirten Tan, şunları söyledi:</p>
<p><strong>SIK GÖRÜLEN SIRT AĞRISININ NEDENİ KIRIK OLABİLİR</strong></p>
<p>“Bunun nedeni, omurgalardaki küçük çökme kırıklarıdır. Bunlar gözle görülebilen kırıklar olmadığından genellikle fark edilmemektedir. Örneğin, kişi fırından tepsi çıkarırken aniden sırtında ya da belinde şiddetli bir ağrı hissetmektedir. Ağrı, omurgadaki küçük kırıkların sonucudur. Ancak bu, film çekildiğinde ortaya çıkmaktadır. Kırık miktarının artmasıyla birlikte de omurlarda çökme olmakta, hastanın sırtında kamburluk oluşmakta ve boy kısalmaktadır.<br />
Sırtta kamburluğun artması ile beraber göğüs ve karın boşluğunda daralma olur. Karın öne doğru çıkabilir ve hasta kilo aldığını zannedebilir. Ağır aktivitelerde nefes darlığı ortaya çıkabilir. Osteoporozda omur kemiklerinin yanı sıra, kalça ve ön kolda da kırık görülme olasılığı yüksektir.”</p>
<p><strong>AÇIK RENK TENLİLERDE OSTEOPOROZ DAHA SIK GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>Tan, kemik erimesinin, özellikle kadınlarda menopoz sonrasında ya da yaşlılık döneminde her iki cinste de görülebildiğini ifade ederek, “Akrabalarında osteoporoz olan, zayıf, açık <a onmouseover="showAd('25107','100270' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>renk</strong></span></a> tenliler, hareketsiz yaşam süren ve erken menopoza giren kişilerde osteoporoz daha sıktır. Bunun dışında, gençlik döneminde kanama düzensizliği olan kadınlar, uzun süre yatak istirahatı yapmak zorunda olanlar, düşük kalsiyum alınması, D vitamini eksikliği olanlar, sigara, aşırı alkol ve kafein tüketimi, kortizon kullanımı ve tiroit, diyabet gibi hastalıklar, sara, tansiyon gibi hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar da diğer risk faktörleridir” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNE DİKKAT</strong></p>
<p>Kemik erimesinde D vitamini eksikliğinin de önemine değinen Tan, D vitamini yerine konmadığında, osteoporoz tedavisinde verilen ilaçların ve kalsiyumun bir işe yaramadığını vurguladı. Tan, Türkiye&#8217;de yapılmış bir araştırma sonucuna göre D vitamini eksikliğinin yoğun olduğunu ifade ederek, “Ülkemizde, kapalı giyinen kişilerde yüzde 80&#8242;lere, başörtüsü takanlarda yüzde 90&#8242;larda ve çarşaf giyenlerde yüzde 100 oranında D vitamini eksikliği tespit edildi” dedi.</p>
<p>Tan, yeterli bir D vitamininin gıdalardan alınması pek mümkün olmadığı için her gün saat 11.00&#8242;den önce ya da öğlen 16.00&#8242;dan sonra kol ve bacakların açık olarak güneşe tutulmasının uygun olduğunu söyledi. D vitamini eksikliğinin kemik erimesi dışında kas ağrılarına da yol açtığını ifade eden Tan, ileri yaşlardaki kişilerde denge bozukluğuna neden olabildiği gibi bazı nörolojik hastalıklarda hatta kanserde bile etkisi olduğuna dair veriler bulunduğunu bildirdi.</p>
<p><strong>KAYBEDİLEN KEMİK MİKTARI TELAFİ EDİLEMİYOR</strong></p>
<p>Kemik erimesi geliştikten sonra kaybedilen kemik miktarının bir daha telafi edilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Tan, “Tanı konulduktan sonra tedaviyle ancak mevcut ilerleyiş durdurulabilir, bunun dışında kaybolan kemik miktarının vücuda kazandırılması çok zordur” dedi.</p>
<p>Tanı konulduktan sonra öncelikle hastaya detaylı bilgi verildiğini belirten Tan&#8217;ın verdiği bilgiye göre, osteoporozda kırığın olduğu ağrılı dönemde ağrı kesiciler kullanılabiliyor ancak esas tedavi, kemik yıkımını azaltan veya yapımını arttıran ilaçlarla yapılıyor. Buna ek olarak gıdalarla ya da vitaminlerle Kalsiyum ve D vitamini desteği veriliyor.<br />
Kırıkların geliştiği ağrılı dönemde ise yatak istirahati öneriliyor. Gerekirse kısa süreli korse tavsiye ediliyor. Ağrıyı azaltmak ve hastaya rahatlık sağlamak için fizik tedavi yaptırılabiliyor. Sonraki dönemde de öne eğilerek yapılan egzersizler veya aktiviteler kısıtlanarak duruş eğitimi ve sırt kaslarını güçlendirici hareketler öneriliyor. Bunlar, genellikle yürüyüşler, ağırlık çalışmaları, aerobik egzersizler, tenis, merdiven çıkma gibi aktiviteler olabiliyor.</p>
<p><strong>65 YAŞ ÜSTÜ İÇİN KEMİK YOĞUNLUK TESTİ</strong></p>
<p>Osteoporoz tanısı için mutlaka kemik yoğunluğunun ölçülmesi gerektiğini belirten Tan&#8217;ın verdiği bilgiye göre, bunun için bel omurları, kalça veya el bileğinden ölçüm yapılıyor ve bu esnada hiç ağrı hissedilmiyor.</p>
<p>Osteoporoz, özellikle erken dönemlerde hiçbir belirti vermeden görülebildiği için özellikle risk altında bulunan kişilerin, menopoza girmiş kadınların, 65 yaş üstündekilerin herhangi bir şikayeti olmadan yılda bir kez hekim kontrolünden geçmeleri ve gerekirse kemik ölçümü yaptırmaları tavsiye ediliyor.</p>
<p><strong>KEMİK ERİMESİNİ AZALTMAK İÇİN NELER YAPILMALI?</strong></p>
<p>Sağlıklı kişilerin, olası kemik erimesi riskini azaltabilmek için kemik gelişiminin devam ettiği 0-35 yaşlarında kalsiyumdan zengin bir diyet (günde bin 500 kalori), yeterli vitamin, mineral, protein tüketimi, düzenli egzersiz yapması ve yeterli güneşe çıkması öneriliyor.</p>
<p>Anne adayının kalsiyumdan zengin bir hamilelik geçirmesi de bebeğinin güçlü kemik yapısına sahip olmasını sağlıyor.<br />
Sigara, alkol, kafein, şeker, tuz ve aşırı protein alımının azaltılması, ideal vücut ağırlığının korunması ve osteoporoza yol açan ilaçlardan uzak durulması gerektiğine dikkat çekiliyor. Düzenli bir <a title="spor" href="http://www.hurriyet.com.tr/spor/" target="_blank">spor</a> alışkanlığının da kemik erimesini engellediği ifade ediliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/ten-rengi-kemik-sagliginizi-etkiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aldatan erkeğin IQ&#8217;su düşüyor</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/aldatan-erkegin-iqsu-dusuyor.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/aldatan-erkegin-iqsu-dusuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 10:22:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[IQ]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13732</guid>
		<description><![CDATA[Sadakatsiz erkeklerin IQ seviyelerinin eşlerini aldatmayanlardan düşük olduğu ortaya çıktı. İngiliz Daily Telegraph gazetesinin haberinde, &#8220;London School of Economics and Political Science&#8221; üniversitesinde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırmanın, zeki erkeklerin evrimden ötürü karılarını aldatma olasılıklarının zeki olmayanlardan daha az olduğunu gösterdiği bildirildi. Dr Satoşi Kanazawa&#8217;nın sonuçları &#8220;Social Psychology Quarterly&#8221;nin mart sayısında yayımlanan araştırması, IQ seviyesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/aldtmk.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13733" title="aldtmk" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/aldtmk.jpg" alt="" width="225" height="225" /></a></p>
<p><strong>Sadakatsiz erkeklerin IQ seviyelerinin eşlerini aldatmayanlardan düşük olduğu ortaya çıktı.</strong></p>
<p>İngiliz Daily Telegraph gazetesinin haberinde, &#8220;London School of Economics and Political Science&#8221; üniversitesinde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırmanın, zeki erkeklerin evrimden ötürü karılarını aldatma olasılıklarının zeki olmayanlardan daha az olduğunu gösterdiği bildirildi.</p>
<p>Dr Satoşi Kanazawa&#8217;nın sonuçları &#8220;Social Psychology Quarterly&#8221;nin mart sayısında yayımlanan araştırması, IQ seviyesi yüksek erkeklerin, tek eşliliğe kendilerinden daha az zeki erkeklere oranla daha fazla değer verdiklerini ortaya koydu.</p>
<p>Kanazawa, çalışması çerçevesinde ABD&#8217;de binlerce genç ve yetişkinin IQ&#8217;larıyla sosyal davranışlarını inceleyen <a onmouseover="showAd('24897','100182' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>iki</strong></span></a> kapsamlı araştırmadan yola çıkarken, &#8220;Ampirik inceleme, erkeklerin zekaları arttıkça monogami ve tek eşliliğe, daha az zeki erkeklerden daha fazla değer verme eğiliminde olduklarını gösteriyor&#8221; dedi.</p>
<p>Zeka ve monogami arasındaki ilintinin kökenlerinin evrimde yattığını savunan Kanazawa, önüne gelenle cinsel ilişkide bulunmaya programlanmış ilk insanların tek eşlilikten çok az fayda sağlayacağını, ancak modern dünyanın, erkeklere böyle bir evrimsel fayda sağlamadığını kaydetti.</p>
<p>Kanazawa&#8217;nın araştırmasında, ayrıca zeka seviyeleri yüksek insanlar arasında liberalizm ve ateizm gibi özelliklere daha sık rastlandığı gözlendi.</p>
<p>Araştırmacıların, zeki kadınların genel nüfusa oranla sadık kalma olasılığının daha fazla olup olmadığı konusunda ise herhangi bir kanıt bulamadıkları belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/aldatan-erkegin-iqsu-dusuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Nar ekşisi tuzak kaloridir, miktarını az tutmak gerekir’</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/%e2%80%98nar-eksisi-tuzak-kaloridir-miktarini-az-tutmak-gerekir%e2%80%99.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/%e2%80%98nar-eksisi-tuzak-kaloridir-miktarini-az-tutmak-gerekir%e2%80%99.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 14:41:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[canan değirmenci]]></category>
		<category><![CDATA[ege üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[nar ekişisi]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13690</guid>
		<description><![CDATA[Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen 8&#8242;inci Sağlık Halk Kongresi&#8217;nde ‘Uygulamalı düşük kalorili yemek hazırlama’ etkinliğinde uygulamalı yemek tarifi veren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, salatalarda bol miktarda sos kullanılmasına dikkat çekerek, “Nar ekşisi tuzak kaloridir. Miktarını olabildiğince az tutmak gerekir” diye konuştu. Etkinlik çerçevesinde yemekler açık mutfakta yapıldı ve salondaki seyirciler yemek yapılışını dev [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/nar.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13691" title="nar" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/nar.jpg" alt="" width="400" height="347" /></a></p>
<p><strong>Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen 8&#8242;inci Sağlık Halk Kongresi&#8217;nde ‘Uygulamalı düşük kalorili yemek hazırlama’ etkinliğinde uygulamalı yemek tarifi veren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, salatalarda bol miktarda sos kullanılmasına dikkat çekerek, “Nar ekşisi tuzak kaloridir. Miktarını olabildiğince az tutmak gerekir” diye konuştu.</strong></p>
<p>Etkinlik çerçevesinde yemekler açık mutfakta yapıldı ve salondaki seyirciler yemek yapılışını dev ekranlardan canlı olarak izleyip sorularını yöneltme fırsatı buldu. Program çerçevesinde ilk önce şeker kullanmadan kuru meyvelerle tatlı yapıldı. Diyetisyen Canan Değirmenci, şekersiz kuru meyve tatlılarının, hastalar için sütlü tatlılara göre daha <a onmouseover="showAd('25009','100833' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>avantajlı</strong></span></a> olduğunu söyledi. Tatlının ardından mantar dolması yapıldı. Diyetisyen Değirmenci, iki mantar dolması kalorisinin yarım dilim ekmeğin kalorisine eşdeğer olduğunu belirtti.</p>
<p>Rektör Prof.Dr. Candeğer Yılmaz ise “Kullanılan mantarlar kültür mantarıdır. Zehirli olanlar genellikle direkt doğadan toplanan ve pazarda satılanlar olabilir” dedi. Programda daha sonra tavuklu mercimek salatasına geçildi. Diyetisyen Canan Değirmenci, katılımcılardan birinin, “Neden yeşil mercimek kullandınız?” sorusuna, “Kuru baklagillere dikkat çekmek istedik. Kuru baklagillerin her çeşidiyle yapılabilir. <a onmouseover="showAd('24832','100249' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Beyaz</strong></span></a> eti ise yağı olmadığı için tercih ettik” yanıtını verdi.</p>
<p><strong>‘NAR EKŞİSİ TUZAK KALORİDİR’</strong><br />
Etkinlikte, salatalarda bol miktarda sos kullanılmasına dikkat çeken Prof.Dr. Yılmaz, “Nar ekşisi tuzak kaloridir. Miktarını olabildiğince az tutmak gerekir. Tabii her zaman nar ekşisi, her zaman sirke, her zaman limon demiyoruz. <a onmouseover="showAd('25018','102945' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Damak</strong></span></a> lezzetine göre ve kalorisine dikkat ederek dönüşümlü olarak kullanalım” diye konuştu. Soslar konusunda Diyetisyen Değirmenci ise “Sosları genellikle iştah açıcı oldukları ve ekmek tüketimini arttırdığı için önermiyoruz” dedi. Programda son olarak vitamin yönünden çok zengin olduğu için tercih edilen kereviz salatası hazırlandı.</p>
<p>Kongrede ayrıca davetlilere gün boyu <a onmouseover="showAd('24844','102930' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kemik</strong></span></a>, tansiyon, şeker ölçümleri diş taramaları da yapıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/%e2%80%98nar-eksisi-tuzak-kaloridir-miktarini-az-tutmak-gerekir%e2%80%99.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrılara kuantım tedavisi</title>
		<link>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/agrilara-kuantim-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/agrilara-kuantim-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 16:41:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz mordeniz]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[kuantım tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[NKÜ]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[şanlıurfa haber]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.urfanews.com/?p=13620</guid>
		<description><![CDATA[Kuantum tedavi yöntemi ile ilaç kullanmadan ağrıları dindirmek mümkün. Namık Kemal Üniversitesi, (NKÜ) Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cengiz Mordeniz, Anesteziyoloji Ana Bilim Dalı Ağrı Polikliniğinde olarak 6 aydır hizmet verdiklerini belirtti. Trakya Bölgesi için yeni olan polikliniğin ilgi odağı olduğunu bildiren Mordeniz, tedavi için değişik yörelerden ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/ağrı.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13621" title="ağrı" src="http://www.urfanews.com/wp-content/uploads/ağrı.jpg" alt="" width="225" height="225" /></a></p>
<p><strong>Kuantum tedavi yöntemi ile ilaç kullanmadan ağrıları dindirmek mümkün.</strong></p>
<p>Namık Kemal Üniversitesi, (NKÜ) Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cengiz Mordeniz, Anesteziyoloji Ana Bilim Dalı Ağrı Polikliniğinde olarak 6 aydır hizmet verdiklerini belirtti. Trakya Bölgesi için <a onmouseover="showAd('24835','100024' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>yeni</strong></span></a> olan polikliniğin ilgi odağı olduğunu bildiren Mordeniz, tedavi için değişik yörelerden ve yurt dışından bir çok hastanın polikliniğe başvurduğunu kaydetti.</p>
<p>Her yaşta, ancak yaşlılıkta sıklıkla karşılaşılan ağrının hastaları çaresizlik içerisinde bırakabildiğini anlatan Mordeniz, hastaların kapı kapı dolaşmalarına rağmen kesin çözüm bulamadığını veya ileri yaşta olduklarından istedikleri ilgiyi göremediğini söyledi.</p>
<p>Mordeniz, kuantum tedavi yöntemini, ameliyat olamayan yaşlı, omurgasında dejenerasyon, kireçlenme olan veya ilaç tedavisine dirençli ve uzun süre kronik ağrıyla baş edemeyen hastalarda uyguladıklarını ifade etti.</p>
<p><strong>21.YÜZYIL TEDAVİ YÖNTEMİ</strong></p>
<p>Kuantum teşhis ve tedavisinin, Rusya&#8217;da uzay araştırmaları merkezlerinde geliştirilen ve 21. yüzyılın tıbbı olarak kabul edilen iğnesiz, ilaçsız ve yan etkisiz bir tedavi yöntemi olduğunu kaydeden Mordeniz, kendisinin de Moskova Kuantum Tıp Birliğinde aldığı eğitimden sonra <a onmouseover="showAd('24842','100063' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Türkiye</strong></span></a>&#8216;de bu tedavi yöntemini uygulamaya başladıklarını ifade etti.<br />
Mordeniz, 3 aylık süre içinde 100&#8242;ün üzerinde hastaya uyguladıkları bu yöntemde teşhis ve tedavide yüzde 90&#8242;lara varan <a onmouseover="showAd('24844','100506' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>başarı</strong></span></a> elde ettiklerini kaydetti.</p>
<p>Rusların geliştirdiği bu yöntemi Tekirdağ&#8217;da uygulamaya koymuş olmaktan dolayı <a onmouseover="showAd('24832','101803' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>mutluluk</strong></span></a> duyduğunu ifade eden Mordeniz, bugüne kadar hastalarından aldıkları sonuçların umut verici olduğunu ifade etti.<br />
Mordeniz, şunları kaydetti:</p>
<p>“Kuantum yönteminin, ilaçsız tedavi yöntemi olarak daha geniş uygulama alanı olacağına inanıyoruz. Bu yöntem Rusya&#8217;da belirli yaşın üstündeki insanlarda direnci arttırmak, sporcuların müsabakalara hazırlanmasında ve hatta hayvanlarda, özellikle yarış atlarında başarıyla uygulanmaktadır. Tohumlar üzerinde yapılan araştırmalarda, kuantum uygulamasıyla daha dayanıklı tohumlar elde edilmektedir. Kuantum aslında rahatsızlığı, genel huzursuzluğu bulunan her hastaya uygulanabilir. Yan etkisi de olmadığı için hastaya uygulanmasında bir sakınca yoktur. Ameliyat olamayan yaşlı hastalara, ağrısı olan hastalara, omurgasında dejenerasyon, kireçlenme olan veya ilaç tedavisine dirençli hastalarda, uzun süre kronik ağrıyla baş edemeyen hastalarda bunu uygulamaktayız. Dikkat ettiğimiz konu ise eğer hastanın ameliyat olması gerekiyorsa kesinlikle bunu uygulamıyoruz, ameliyat olmasını öneriyoruz.”</p>
<p><strong>KUANTUM TEDAVİSİ</strong></p>
<p>Kuantum enformasyon teorisinin, geleneksel Çin tıbbından etkilenerek yeni bir tıbbi yaklaşım olduğunu ifade eden Mordeniz, yaklaşımın, tıptaki gibi hücrenin çekirdeği değil hücreler arasındaki iletişim kanallarına belirli dalga boyunda ışık vererek iletişim kanallarını uyarmak olduğunu söyledi.</p>
<p>Böylece hastada mevcut olan rezervi kullanarak ağrılı veya hasarlı bölgenin yeniden organize edildiğini anlatan Mordeniz, bu yöntemin <a onmouseover="showAd('24897','102096' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>sadece</strong></span></a> hasarlı bölgeye etki ettiğini, hasar yoksa bölgeye “dost davrandığını” belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.urfanews.com/yasam/saglik/agrilara-kuantim-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

