
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Diyarbakır’da vakıf üniversiteleri açılması gerektiğini belirterek, “Niçin bir vakıf üniversitesi kurulmasın, adı da Selahattin Eyyübi olmasın?” dedi.
Dicle Üniversitesi’nin 2009-2010 Akademik Yılı açılışı amacıyla Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende konuşan Arınç, Diyarbakır’a daha önce bir çok kez geldiğini söyledi. Rektörün, akademik yıl açılış davetine çok sevindiğini ifade eden Arınç, şöyle devam etti: “Bu davete Sayın Başbakan katılmak istediler, mümkün olmadı. Onun da selamını bu vesileyle sizlere iletmiş oluyorum. Yeni üniversite açmakla kalmadık. 20’den fazla vakıf üniversitesi açıldı. Diyarbakırımızda yeni vakıf üniversiteleri açılmalıdır. Böyle bir talep gelirse, böyle bir talep makul ve haklı da olursa Diyarbakırımıza çok güzel bir vakıf üniversitesi de çok yakışır diye düşünüyorum. Niçin bir vakıf üniversitesi kurulmasın, adı da Selahattin Eyyübi olmasın? Bu konuda gayretli olacağınıza ve olacağımıza inanıyorum. Buna Türkiye’nin ihtiyacı var. Eğitim, eğitim, eğitim. 40 yıl öncesine dönüp baktığımda içinde bulunduğumuz şartları biliyorum. Bugün içinde bulunduğum şartlardan da elbette memnuniyet duyuyorum. Yeterli değil, daha da iyi ve güzel olacak. Yeter ki ülkemizde huzur, kardeşlik, birlik ve bütünlük olsun. Gözyaşı dökenlerin, acı çekenlerin sayısı giderek yok olsun. Bunu sağladığımız zaman önümüzün açıldığını, Türkiye’nin uçacak noktaya geldiğini hep beraber göreceksiniz. Tek ihtiyacımız bu. ’Memleket isterim’ şiirinin teması da zaten bu. Burada kavgasız, dövüşsüz, birleşmiş, gönülleri birbirine karşı çarpan güzel bir memleket havası isteniyor. Ölüm mutlaka olacak ama bütün ayrılıklar sadece ölümden olsun.”
“MEŞRU VE MAKUL NOKTADA KALDIĞI SÜRECE…”
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, kongre merkezine girmeden önce bir grup öğrencinin yaptığı eyleme de değinerek, üniversite öğrencisi olduğunu zannettiği bir grubun ellerinde pankartlar taşıyarak bir şeyler söylemek istediklerini, ancak ne söylediklerini anlayamadığını kaydederek, “Belki hükümeti protesto ediyorlardı, belki bana karşı bir şey söylemek istiyorlardı. Bunları kötülemiyorum. Bunlar her üniversitede var, meşru ve makul noktada kaldığı sürece bunlara kızamayız da. Ben o arkadaşlarımı kardeşim olarak kucaklıyorum, onlara kızmıyorum” diye konuştu.
CEYLAN ÖNKOL’UN ÖLÜMÜ
Bülent Arınç, öğrencilerin ellerinde taşıdığı pankartlarda yazılı olanların Türkiye’nin üzüntü duyduğu şeyler olduğunu vurgulayarak, “Siyasetçiler olarak, hükümet olarak, hükümette sorumlu görev almış insanlar olarak, Türkiye’de yaşanan acı olaylara, insan hakları ihlallerine, ölüm varsa ölümlere, yaralama varsa yaralamalara, ülkeden gidip başka yerlerde hayat bulmaya çalışanlara bigane kalamayız” dedi. Öğrencilerin ellerinde taşıdığı pankartlardan birinin, Lice’de patlama sonucu ölen Ceylan Önkol adlı çocuk ile ilgili olduğunu anımsatan Arınç’ın, “Ceylan’ın nasıl öldüğünü, neden öldüğünü ayrıca tartışırız. Ama hayatının baharında küçücük bir yavrumuzun hayatını kaybetmiş olması…” şeklindeki sözlerinin ardından duygulandığı görüldü. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, “Bu olay inanın onun babası ve annesi kadar bizi de üzmüştür. Hepimiz Ceylan’ın annesi ve babasıyız. O günahsız yavrumuzun şu veya bu şekilde hayatını kaybetmiş olmasından üzüntü duymamak mümkün değil. Bunda kendi sorumluluğumuz da olabilir. Bu sorumluluğumuzu elbette araştıracağız. Elbette bu işin sorumluları hakkında ne gerekiyorsa onu da yapacağız. Zaten ’memleket isterim’ derken, ’artık Ceylanlar ölmesin’ demekle eş anlamlıdır. Biz buna yürekten inanıyoruz” diye konuştu. “
